
PKK ve Abdullah Öcalan ile yapılacak
anlaşmalar geçersizdir
Mewla Benavî
benavime@hotmail.com
Kemalizm ile beslenmiş olmak garip bir şey. Durum ve veriler tersini
gösteriyor olamasına rağmen, yanlışta diretmenin adıdır kemalzim ve
apoculuk. Kürt’leri PKK vasıtası ile ortadan kaldırmaya çalımış ve bu
işte yenilenler, tekrar apo ve PKK’yi öne sürüyorlar. Oysa PKK Kürt
milletine düşmalığın örgütüdür. PKK’yi Kürt’ler adına muhatap almak,
Kürt milletini ortadan kaldırma projesinin devam ettiği anlamına geliyor.
Anlaşılması gerekli olan çok önemli bir nokta vardır:
Dünya’da hiçbir ulusal problem; işgalci devletin kendi ajanları ile
anlaşarak çözümü sağlanamamıştır. Ajan’ların sayıca çokluğu, kitlelerin
ajanların vasıtası ile manipüle ediliyor olmasının önemi olmadığı gibi,
esas muhatapların örgütsüz olması, güçsüz olması da sorunun ajanlar ile
çözüleceğinin garantisi değildir.
Türk devleti’nin Abdullah Öcalan ile yapacağı hertürlü anlaşma
geçersizdir. Türk devletinin kendi ajanıyla yaptığı, yapacağı bir
anlaşmadır ve hiçbir geçerliliği olamaz.
Dünya’da ki bütün ulusal kurtuluş hareketleri probleme uluslararası
aktörlerin müdahil olmasını isterler. Uluslararası garanti isterler.
Apocular ise Kürdistan’ı lokal planda tutmaya çalışmış, çalışıyor ve
bölge devletlerinin oyun alanı yapmıştır.
Abdullah Öcalan son görüşme notlarında (18-03-2009 görüşme notları) da
aynı tutumu tekrarlıyor ve şöyle diyor:
“Sayın Cumhurbaşkanı'ndan, Başbakandan ve Muhalefet partilerinden rica
ediyorum; bu çatışmasızlık ortamı sağlasın. ABD ve AB'yi devreden
çıkarıp kendi çözümümüzü geliştirebiliriz. Bu konuda herkes katkılarını
yapsın.”
Bu PKK ve Abdullah Öcalan gerçeğidir. Kürt milletine düşman bir
politikadır.
Zaten PKK bir Türk devleti örgütü olarak kurulmuştur. Kürt ulusal
kurtuluş mücadelesinin engellenmesi ve vurulması amacı ile kurulmuştur.
Abdullah Öcalan’ın söylediği gibi, ‘devletinin, parası, adamları ve
silahları ile kurulmuş’ tur.
Kürt düşmanları devlet ve örgütler tarafından desteklenmiştir. Saddam
desteklemiş—Şükrü Gülmüş, yeni yeni Duran Kalkan’ın Baas istihbaratı
elemanlarını Mardine getirdiğini söylüyor. PKK’nin KUK’a karşı savaştığı
zaman olmalıdır— Suriye desteklemiş, İran desteklemiş welhasıl, Kürt
düşmanı bütün güçler desteklemiştir.
PKK-Apocular esas olarak 1997 sonrası bitmişti. Türk devleti açısından
bitmişti. 1984 yılında PKK’nin ilk Eruh-Şemdinli karakol saldırısı
sonrasında MIT başkanı ve askeri bir sözcünün yaptıkları açıklamada
savaşın 2000 yılına kadar süreceğini söylemişlerdi. Dünyadaki bazı
gelişmeler Türk’lerin planlarında değişiklik yapmasına neden oldu. Ama
Abdullah Öcalan’ın 1999’da Türkiye’ye dönmesi silahlı dönemin bitişidir.
Nitekim öyle de olmuştur. Koşulsuz ve hiçbir anlaşma olmadan—ajan-sahip
ilişkisi—PKK tek taraflı savaşı bitirmiştir. Daha doğrusu Türk devleti,
PKK aracılığı ile Kürt milletine karşı kuzeyde sürdürdüğü savaşı
sonlandırmamış, ama durdurmuştur.
Türk devleti, Apocuların silahlı güçlerinin bir kısmını karakol
jandarması olarak kuzey’de tutmuş, ve esas kısmını ise Kürdistan’ın
güneyin’de muhafaza atmiştir.
2002 sonrasında Türk devletinin bazı güçleri PKK ile anlaşarak ‘meseleyi
çözmeye’ çalışmıştır. Mihri Belli, Sarp Kuray, Ali Kemal Özcan, Dicle
Anter, Abdullah Öcalan’ın avukatları; ülkücü, ulusalcı ve AKP ile
Fethullah Gülen cemaatine yakın çevreler ile ilişkiye geçerek Apo ve
PKK’nin ne kadar anti-emepryalist olduğunu, kullanılmaya hazır olduğunu
anlatmışlardı. Tabii bunları harekete geçiren, her zaman olduğu gibi,
Türk devletinin silahlı güçleridir. Zaten Abdullah Öcalan da hala bunu
dile getiriyor. Duran Kalkan Türk devletinin kendi planı yok derken bunu
demek istiyor, yeni deşifre olmuş apocu Ertuğrul Özkök bunu söylüyor,
liberal apocu Ahmet Altan bunu söylüyor.
Türk devletinin 2003 sonrasında PKK’ya aldırttığı—PKK’nin eski
yöneticileri, Ali Küçük, Kani Yılmaz’ın açıklamalarına göre, savaş
kararını genelkurmay’ın adamı Mahmut Şakar, kongreye, çoğunluk karşı
olmasına rağmen, aldırtmıştır—Bu karar Kürdisan’ın güneyi ve ABD’nin
politikasına karşı alınmıştır. Türk devletinin aldığı bir savaş
kararıdır. Fakat ABD’nin bölgedeki varlığı Türk devleti’nin bu
politikasının başarısız kalmasına neden olmuştur. Türk devleti eskisi
gibi PKK içerisinde ve PKK vasıtası ile etkili olamamıştır.
Türk liberal ve solcuların tutumu
Türk liberal, demokrat ve solcularının; Kenan Evren, Veli Küçük, Doğu
Perinçek, Alattin Çakıcı, Sami Hoştan vb. lere itaat etmeleri gerekli.
Demirel sülalesi ve Uzan'ların, eskiden yaptıkları gibi, ayaklarına
kapanmaları gerekli. Çünkü ‘Türk Milleti’ bunları kahraman görüyor.
Kürt’ler onları katil görür ama Türk’ler öyle görmez.
Eger Abdullah Öcalan Kürt’ler için Nelson Mandela ise, Kenan Evren, Veli
Küçük, Levent Ersöz, Arif Doğan, Yaşar Eruygur, Tuncer Kılınç ta
Türk’lerin Bismarck, Lincoln ve Churchilli'dir.
Ahmet Altan neden Abdullah Öcalan hayranı oldu?
Abdullah Öcalan’ın Türk devleti ajanı olduğunu bildiği için ve Abdullah
Öcalan’ın dahil olacağı hiçbir şeyin Kürt’ler için hayırlı ve yararlı
olmayacağını bildiği için mi bunu yapıyor? Gazetesine aldığı ‘derin’
Orhan Miroğlu, Musa Anter ile birlikte, bir gurup ittirafçıyı tekrar PKK
saflarına kaydırmak için gidiyorlardı. Tarla hikayesi ile onlarca yıl
Kürt’leri kandırdılar. Halbuki mesele Türk devletinin katil ve pisişler
örgütünün bir iç meselesiydi. Miroğlu mu etkiliyor?
Türk devleti ve ordusuna karşı oldukça eleştirel tutum alan, oldukça
liberal ve demokrat olanlar, Kürt’ler söz konusu olduğu zaman Abdullah
Öcalan Mandela’dır diyorlar. Halbuki Kenan Evren Abdullah Öcalan’ın
hocasıdır ve İlker Başbuğ Abdullah Öcalan’dan binlerce kez daha liberal
ve demokrattır. Neden onları eleştiriyorlar?
Türk devleti, solcu ajanları üzerinden yaptığı işi şimdi liberaller
üzerinden yapıyor. Ahmet Altan, Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek’in
görevini üstlenmiştir. Türk devleti, Taraf gazetesini kullanarak
Kürt’leri Abdullah Öcalan’a bağlı tutmaya çalışıyor. Bu bir Ergenekon
projesidir. Ahmet Altan Kürt’lere düşmanlık projesine destek veriyor.
Bilmeyerek yapıyorsa vazgeçmeli.
Başarmaları mümkün de değil. Artık bir şey yapamazlar. Kendileri
harcanır. Doğu Perinçek ve yalçın Küçük gibi sıkılmış domates kabuğu
olurlar.
Yapılması gerekli olan; Türk devletinin apocu örgütü feshetmesidir. Kürt
ulusal hareketinin örgütlenmesi için zeminin hazırlanmasıdır. Buna
yönelik olmayan her adım Kürt milletine düşmanlıktır.
Kürt milleti kendi özgür iradesi ile karar verebilecek duruma gelmediği
sürece hiçbir anlşama geçerli değil.
Newroz 2009
|
Me di vê belavokê de
çareserîya pirsa kurd û Kurdîstanê danîye ber çavan. Em bang û gazî li
kes, sazî, rêxistin, rewşenbîr, tezgeh û tendensên sîyasî, demokrat û
humanîst dikin ko piştgirîya banga me bikin.
Berdewam>>>
|