ISRAIL 60. KURULUS
YILDONUMUNU KUTLARKEN,HALEN FILISTIN SORUNUNU COZEMEDI.
Yakinda
Israil Devleti,nin kurulusunun 60.yildonumu kutlanacak.Israil
devleti,ni Orta-Dogu da taniyan devletlerden ilki Turk devleti
dir.Turkiye –Israil iliskileri soguk savas doneminde
sekillendi.Bu iliskiler Turk Devleti,nin statukosunu tanima
temelinde yurutulemez.
Israil Devleti Yahudi
soykirimi,nin reddi temelinde sekillendi
Otta-Dogu ve
dinler tarihini yakindan bilenler ,bugun Yahudi halki,nin
Israilde ki varliginin anavatan,a donus temelinde
gerceklestigini inkar edemezler.Bilindigi gibi Israil halki
orta-dogu,nun en eski halklarindan biridir.Onlarin bilinen
tarihi iisa,dan once 1000 yillarinda Misir,dan simdiki
topraklarina gocuyle basliyor.
Filistin
Halki da Israil gibi Orta-Dogu,nun en eski halklarindan biri
olarak Israil egemenligindeki bolge de toplu olarak otonom bir
devlet statusunde yasiyor.Bu iki ulus ve halk arasindaki
tarihsel iliskiler surekli bir dostluk temelinde devam
etmedi.Israil,lilerin filistinli,lerle kavgasi Davut peygamber
donemine kadar uzaniyor.
Israil,liler
Romali lar doneminde kendi yurtlarini terkedip dunyanin cesitli
bolgelerinde yasamak zorunda birakildilar.Bu gocmenlik
nedeniyle,dirki kendi vatanlarina donus projesi olarak siyonist
bir proje,yi benimsediler .Bu ideoloji,nin temeli de Davut
Peygamber Zamani , ndaki kavga temelinde olusturuldu. Israilden
goc ettirilen Yahudi,ler yasadiklari ulkelerde her zaman saygin
bir konumda bulunmadilar.Cogu zaman dunyadaki kotuluklerin biri
olarak da goterildile,baski gorduler,soykirimlara ugratildilar.
Nazi Kamplarinda gaz odalarinda katledilenler de dahil olmak
uzere Ikinci Dunya savasinda 6 milyon yahudi olduruldu.Nazi
isgalcilerine karsi ilkkez polonya,da asagilanan Yahudiler
ayaklandilar.Almanya liderligindeki fasist kampin yenilgisinden
sonra bagimsiz bir devlet kurma olanagina kavustular.Simdi
kutlamaya hazirlandiklari Israil devleti,nin 60. Kurulus
yildonumunde gecmisin acilarindan tamamen kurtulduklari
soylenemez.baska bir deyisle anti –semitizm baska bir sekilde
varligini surduruyor.Israil devleti,ni ortadan kaldirmayi
planlayan savaslar basrli olmasa bile problem olmaya devam
ediyor.
Israil,in Baris icin cozum arayislari devam ediyor.
Israil
devleti, nin kurulus tarihinde Balfour deklerasyonu buyuk bir
onem tasiyor .Ne varki o donem yani 1917 tarihi onemli bir
gelismeye tanik olmustu Eski carlik rusya sinda Bolsevikler
iktidara gelmisti.Ingiltere ve Fransa ie Rusya,nin yollari
ayrilmisti O donem Filistin mandasini ustlenen lngiltere Arap
milyetciligi Kartini kendileri icin uygun gormuslerdi .Bu durum
Osmanli egemenliginin yerine Ingiliz egemenliginin yer
dgistirmesinden baska bir sonuc getirmedi Yahudiler bukez
Ingiltere ile problemli bir halk haline gelmislerdi. Yahudiler
Bagimsiz bir devlet kurmak icin O zaman,filistin diye tanimlanan
yorede bagimsiz bir devlet kurmak icin Osmanli hukumdari sultan
Abdulhamite basvurmuslardi .Onlarin bu istemi red
edilmisti Osmanlilar Ermenilere karsi bir katliam hazirligi
icindeydiler. Bu kez Filistin,e hakim olan ingilizler
Ermeni,lerin basina gelen felaketin yahudiler,in basina da
gelebilecegini goremedi.eger israil devleti Birinci
dunya savasindan hemen sonra kurulmus olsaydi ,yahudi halki
buyuk bir soykirim yasamiyacak orta-dogu daki Israil –
filistin catismasi daha buyuk bir boyut tasimiyacakti.Simdi
Turklere bicilen buyuk rol hic kuskusuz bu tarihsel
gerceklikler atlanarak yapiliyor.
Israil
Devleti Kuruldugunda bolgede sevincle karsilanmadi.Aksine yeni
bolgesel savaslarin kaynaklarindan biri oldu.Filistin kurtulus
Hareketi 1965 yilinda Arap ligi,nin 22. Uyesi oldugunda bu durum
Arap milliyetciligi,nin canlanmasi Amerikan dusmanligi ve
israil karsitligi nin gelismesini guclendirdi.1967 de basliyan
savas alti gun surdu .Bu savas,in enbuyuk destekcilerinden olan
Misir ve Suriye buyuk bir toprak kayibina ugradi.Bu durum
Israil,in toprak karsiliginda baris politikasi ,nin dogusuna
neden olurken Filistin Hareketi,ninde sorunu bir filistin sorunu
degil ,ayni zamanda Arap sorunudur Israil ile tek,tek baris
yapilamaz stratejisini canli tuttu. 1973 tarihli misir ve
suriye,nin katildigi yeni arap-israil savasi Ekim savasi diye
adlandirildi. Bu savasta gene Arap kesimi kazanamadi .Ama bu kez
savas agirlikli olarak lubnan sahasina kaydi .Bu kez lubnan,i
bir direnme sahasi haline getiren Filistinliler I979 tarihli
Camp-Davit ,deki Amerikan destekli baris planina hayir
dediler .bu plani destekleyen Misir,i Arap dunyasindan tecrit
etmeye calistilar.Nevarki ,israil bukez onlari lubnan,dan
kovmaya calisti.Buda Beyrut ,un isgaliyle Kismen gerceklesti.
1987 yili
sonunda Arafat ,in Stockholm da Amerikan temsilcisiyle bulusmasi
ardindan Israil ile diyalogun gelismesine neden oldu.Bu gelisen
yeni iliskler 1993 de Oslo da ikitarafin da katilimiyla baris
anlasmasinin imzalanmasiyla sonuclandi.Ama bu antlasma tum
Filistinlilertarafindan kabul edilmedi.
1987
sonlarinda adini duyuran Hamas adli yeni Filistin hareketi,
Islami temelde gerek FKO,nun popilizmi9 gerekse Israil,in
hatalarindan yararlanarak buyuk bir guc haline geldi.25 ocak
2006 da Filistinde yapilan secimleri kazanarak iktidara
gedi,ne varki bu durum uluslararasi plan da kabul
gormedi.Sonucta Gazze de HAMAS Bati Seria(Cis Jordania) da
FKO denetiminde iki ayri iktidar olustu. Filistin deki bu
ikiparcali durum sorunun cozumunu karmasik bir hale getirdi.Bu
durum ancak Bati seria da FKO liderligi,nin Bagimsiz devlet
ilaniyla daha iyi bir duruma getirilebilinir.
Turkiye Israil iliskileri Stratejik dir.
1941
yilinda Hitler Almanyasi ile gizli bir antlasma yapan Turkiye
Ikinci dunya savasin da Almanya,nin yenilgisinden sonra
savasin galiplerinden biri olan ABD ye yonunu cevirdi.Bu durum
Turkiye-israil ilskilerine yansidi.O zaman Avrupa,nin
bolunmuslugunun ve iki kutuplulugun simgesi olan NATO ya
giren Turkiye Sozumona NATO nun Guney-dogu kanadinda yer
aldi .Berlin Duvari,nin yikilisi ardindan SSCB ,nin tasfiye
olusu uzerine bu kez Dogu-Bati eksenli catisma yerini Kuzey
–guney catismasina birakti.Simdi turkiye bu degisimleri goz ardi
ederek buyuk bir guc olma hayalini tasiyor.hic kuskusuz bunda
Osmanli mirascisi olmanin buyuk bir rolu var .Simdiki
Turkiye yoneticileri bu miras uzerinden Orta-Dogu,nun
patronluguna oynamaya calisiyor.Eger biz geriye donup
baktigimizda orta-dogu da 1957 yilinda Lubnan Krizi,nde ABD ye
Adana,daki Incirlik hava ussu,nun kullandirilmasindan
baska birsey yapilmamis 1967 ve 1973 deki Arap –israil
savas,larinda Turkiye,nin rolu belirsiz ,Bu baglamda 1957
tarihli Eisenhover Doktrini nin gecerliligi ve cercevesi
tartismali bir durumdur.Turkiye,nin Irak politikasi kurt sorunu
nedeniyle Amerikan ve Israil karsiti bir Politikadir.gecen yilin
sonlarinda Israil-filistin barisi ile ilgili israil ve filistin
baskanlari,nin Turkiye ,deki bulusmalari bir show dan ileri
gitmedi.
Emekli bir
Turk generali soyle diyor:Avro-Asya,nin en kritik bolgesinde
bulunmak hem odul,hemde risk ile bizleri karsi karsiya
birakti,bizleri NATO,nun Soguk Savas,i kazanmasi ile
birlikte kurulan Yeni Dunya Dunya Duzeni icinde Turkiye aslinda
21.yuzyilda ciddi bir caba gostermemis galipler safinda yer
aldigini degerlendirerek ,butun nimetlerden yararlanacagini
dusunmustu.Bu dusunce ile son 15 yildir hem bolgesel ,hemde
kuresel vizyonu ABD,Ingiltere ve Israil ekseninde
gelistirmisti.Daha acik bir ifade ile Kafkaslar ,Orta-Dogu
,Orta-Asaya politikalarini bu anlayis icinde yorumlamisti(.Aytac
Yalman ,Cumhuriyet,01-03-2007) Bu General,in
soylediklerine biz Avrupa,yi da ekleyelim .Simdi sormak gerekir
yeni durum karsisin her gun yatip kalkip Sevr Paronayasi icinde
yasiyorlar .bu aciktir ki,irak da Kurtlerin kazanmis olduklari
ozgurluk durumuyla ilgilidir.Iste bu nedenle ,PKK yi bahane edip
Irak ,i istikrarsizlastirmak istiyorlar Eger sorunlari Kuzey
Kurdistanda bir PKK sorunu gorseydiler Imrali MahkumuAbdullah
ocalan onlara Kurt onurunuda ayaklar altina alan bir baris plani
sunmustu. Bu planin reddi bile onlarin kurt olan herseye dusman
olduklarini gosteriyor.bu durumda Turkiye de gelisen
Israil ve Amerkan dusmanligini yatistirmak icin PKK kartina ABD
ve Israil,in sarilmasinin hicbir moral ve etik yonu yoktur
ayrica bu durum ne ABD nede Israil,in cikarlarina hizmet ediyor.
PKK ile HAMAS ayni degil.
Gectigimiz
gunlerde Israil,in Turkiye Buyukelcisi T.C Basbakan,i Erdogan,in
Israil,i elestiren aciklamasina tepki gosterdi,Hamas,i PKK ya
benzetti.Bilindigi gibi Turkiye HAMAS,i Terrorist bir orgut
gormuyor ve yakin gecmiste onun lideri Halid Meshal Turkiye,ye
resmi gorusmelerde bulunmak uzere davet edilmisti.PKK ile
Hamas,i ayni kefeye koyan buyukelci bununlada yetinmiyerek
verdigi demecte Ermeni soykirimini red etti Bilindigi gibi
israil Ermeni soykirimi ile Yahudi ile ayni olmadigini elcileri
vasitasiyla baska yerlerde de iddia etmisti.Bu aciklamanin
yapildigi tarihten kisa bir zaman once israil devlet Baskani
Simon Perez Ile Filistin yonetimi baskani mahmud Abbas Turkiyeye
davet edilmis her iki lider T.B.M.M de konusma yapmis bunun
ardindan Filistin Sorunu ile ilgili ABD nin Annapolis Sehrindeki
konferans,a katilmislardi.Nevarki bu toplantiya Suriye alt
duzeyde bir yetkili ile katilirken ,iran bu toplantiyi
gostermelik bir toplanti olarak nitelendiriyordu. Bu oyun Israil
ve onun en buyuk muttefiki tarafindan kavranilmiyor veya
kavranmak istenmiyor .Her iki devlet de PKK uzerinden Kurt
Sorunu uzerine yanlis politika gidiyor.Turkiye de ABD nin
Irak,daki zorluklarindan yararlanmaya calisiyor boylelikle Kurt
Sorunu nu Orta –dogu kapsamli bir sorun olmasini engellemeye
calisiyor.
Amerika
nin siksik gundemine gelen Ermeni soykirim tasarisi konusunda
onemli bir lobi gucu olan Israil, in bu konudaki tutumu hic
kuskusuz stratejik yanlisliktan ve Turkiye,ye verilen abartilli
rolden kaynaklaniyor.Turkiye,nin Akdeniz de Guvenlik ve diyalog
acisindan oyniyacagi rol sifirdir hatta denilebilirki negatiftir
.34 yildir Kibris meselesi,nin cozum bulamayisi bunun kaniti
degilmidir .Ispanya ile birlikte medeniyetler Diyalogu adli
gostermelik bir insiyatifin Islamiyet adina liderlik pozisyonuna
sokulmasi hic kuskusuz tarihi bilgisizlikten kaynaklanmiyorsa
masa basinda oturup haritaya bakarak strateji olusturmaya
calisan bazi stratejistlerin dusunce uretme kapasitesinin
yetersizligi olabilir.
Simdi
tekrar PKK sorununa donelim:Israil,li bir akademisyen olan
Sholomo Avineri soyle diyor,Turk Hukumeti kendi sinirlari
icindeki ayaklamaya savas actiginda ABD Politikasi farkli
degildi. PKK leninist Kurt gerillalari davasini yaymak icin hem
Turkiye de hemde Kurumsal alanlarda bombalama eylemleri
yapti.PKK nin uyguladigi terrorizm ,FKO nun uyguladigi terror,e
esdegerdi .Ama yine anlasilir nedenlerden dolayi hicbir zaman
Turkiye,ninverdigi acimasiz baskici karsiligi sorgulamadi.PKK
sovyet destekli bir orgut olarak kurulmustu.ve Turkiye karsisin
daki Amerikan tutumu yakin zamana kadar soyle olmustur.Trklari
uzmeyin.Avrupa Kamuoyu ayni sekilde sessizdi.Israil,in Cenin
kampi,na yaptigi tek acimasiz saldiri Avrupa kamuoyu nda
Turkiye,nin uzun zamandan beridir uyguladigi zalimce sistematik
terrorle mucadele uygulamalarindan cok daha fazla gurultu
cikariyordu.Bir devlet,den yoksun olan kurtler Avrupa,da
Filistinlilere verilen destegin en kucuk kismini bile
bulamamislardir.
Filistinlilere bu kadar cok destek verilmistir . bunun nedeni
herhalde Iran, irakve turkiye,ninozellikle sol cevrelerde cok
fazla destege sahip olmasi degildir.Kurt Sorunu,nun bir ic
mesele oldugunu savunmak (Turkiye,iran ve irak icin)sorunu
ertelemekten baska bir ise yaramaz.Hele de halebce,ye atilan
zehirli gazlar hatirlandiginda ,bu aciklama kesinlikle bir cevap
teskil edemez.Ustelik ne B.M nede onun cesitli ajanslari bu
konulari hic gorusmemistir.Cenevre,deki yillik toplantilarinda
Israil,i artik kinamayi bir gelenek haline getirmis olan
B.M insan haklari komisyonu Kurtlerin icinde bulundugu hazin
durumu hicbir zaman ele almamistir.
1939
yilinda ve bugun Araplarin sayisinin yahudilerin sayisindan daha
fazla oldugu olgusu bize ,Arap
-israil
catismasinin dunya tarafindan algilanisi hakkinda epeyce bilgi
vermektedir.Iste dunyanin kurtlere yonelik titimunda Araplarin
ve Turklerin sayisinin Kurtlerden daha fazla oldugu olgusu
tarafindan belirlenmistir.Acikca sayi meselesidir.Petrol ve
Turkiye,nin Stratejik konumu bunun bir parcasidir.Mesele
yanlizca sayi meselesi degil,bu ayni zamanda Arap ve Musluman
Devletlerin gucleri meselesidir.Kurtler yanlizca sayica kucuk
bir halk degil ,ayni zamanda guclu dostlari olmiyan bir
halktir.Kurtler cok sayida guclu kuzenleri ve kardes mutefikleri
olmiyan birulustur.Self Determinasyon ve Reel Politikalarin
Kurtler ve Filistinliler uzerindeki yansimalari (Nistiman
hejmaranu 4,Cileya pesin 2007)
Yulkarida
yazarin belirttigi gorusler genel olarak dogru olmasina ragmen
onemli hatalarda var gercekte Kurtler uluslararasi planda yanliz
kaldilar.Bu durum Saddam Huseyin liderligindeki Irak,in 1991 de
Kuveyt,i isgal edene kadar Irak in Kuveyt ,i isgali ile birlikte
Kurt Sorunu sinirli da olsa B.M nin gundemine girdi .Nevarki,
bagdat yonetimi tam izole olmadi .ve Kurt sorunu belirsizlikte
birakildi.Hic kuskusuz bunda Kurdistan,in dorde bolunmusluk
durumunun buyuk bir rolu vardi.denilebilirki kurt
sorunu sadece bir irak ,in bir sorunu degildir Ozellikle Turkiye
egemenligindeki Kurdistan,in kuzey parcasi,nin durumu onem
tasiyor.Bu baglamda kuzey kurdistan daki karmasik durum PKK nin
durumu hakkinda Tutarli ve net goruslere sahip olmadan
genel bir kurt politikasi olusturulamaz Simdi biz bu eksikve
yanlisliklar icerisinde PKK nin durumu onem tasiyor.PKK
sorununda yukaridaki yazarin bize gore yanlis din en
gerlendirmeleri soyledir:
Birincisi:PKK Sovyet destekli bir leninist orgut olarak
kurulmadi.Bilindigi gibi 1975 de Irak Kurdistan,indaki
yenilgi Kurdistan,in tum parcalarinda ABD ye dusmanligi
,Sovyetlere umut baglamayi dogurdu.Ozellikle ABD nin bagnaz bir
Turk taraftarligi bnu guclendirdi.198i yilinda polonya,daki
askeri yonetime karsi sert tutum alan ABD nin Eski
baskanlarindan Richard Nixon,a Polonya ile ilgili sorun hakkinda
soru sorulurken bu arada Turkiye,deki Askeri yonetime
Karsi tutumunuz nedir diye soruldugunda verdigi cevap
ilginctir.Turkiye,nin durumu baskadir.polonya ile bir
tutulamaz.Halen daha turkiye o askeri yonetimin Fasist
Anayasa,sini tartisiyor.Bilindigi gibi PKK Sovyet degil Suriye
destekli bir hareket olarak gelisti.Bu iliski Iran ve
Filistinlilerle iliskinin gelismesine yol acti.PKK,nin Sovyetler
tarafindan desteklendigine isaret eden herhangi bir somut belge
ortaya cikmadi.
Ikincisi: PKK hicbir zaman Avrupa,da ne Turk ,nede
Avrupali kurumlara yonelik bir bombali eylem
gerceklestirmedi.Ilginctirki,PKK,li olmiyan ve onlarla hicbir
bagi olmiyan Fransiz vatandasi bir Kurt Turkiye,ye gittiginde
Almanya,nin koln Sehrinde PKK,lilara bomba egitimi vermekle
suclandi .Istanbul,da birkac ay tutuklu kaldi.Bu da
gosteriyorki,yazarin iddiasi Turk Istihbarat orgutu M.I.T in
verdigi uydurma bilgilere dayaniyor.Yanlizca PKK ,nin bazi
muhalif guruplarin mensuplarina ve kendinden ayrilanlara karsi
gecmiste siddet uyguladigi bir gercektir.
Ucuncusu:PKK, nin bazi kriminal sayilabilecek eylemleri bazi
karanlik guclerin elini guclendirdi.Turk Devleti,nin de
destegiyle isvec Basbakani Olaf palme,nin oldurulmesi olayi PKK
,nin uzerine yiklmaya calisildi .PKK ,nin Terrorist orgutler
listesine alinmasi icin bu olay kullanildi.Bu durumdan
sadece PKK degil tum Kurt orgutleri zarar gordu Boylece Avrupa
daki Turk devletiyle baglantili terrorist eylemlerin uzeri
ortulmeye calisildi.
Dorduncusu:PKK ,yi destekleyen Orta-Dogu,da destekleyen gucler
,ayni zamanda Irak Kurdistanli gucleri de desteklediler .fakat
onlar hicbir zaman terrorist bi gurup gorulmediler ,hic kuskusuz
burada cifte bir standard var .o da Turkiye,nin jeo-politik
konumuyla ilgilidir.
Besincisi:Filistin hareketi,ne taninan tolerans hicbir
zaman PKK ve diger Kurt orgutlerine gosterilmedi.Ne PKK nede
diger Kurt orgutleri Avrupa,nin guvenlik ve istikrarini bozucu
bir konumda olmadilar .
Altincisi:Avrupa,da sadece solcular degil sagcilarda kurt
sorununu anliyamadilar Bu durum ABD nin Irak,a
mudahalesiyle olusmadi . Avrupa solu,nun Kurt sorununu
kavramakta sagcilardan daha geri bir konumda oldugu bir
gercektir .
Simdi
Israil,in Ankara Buyukelcisi,ninsoylediklerine
donelim,Cumhuriyet gazetesinde yeralan ve yalanlanmiyan habere
gore ,Israil elcisi PKK yi hamas,a benzetip ,ayrica Ermeni
Soykirimi,nida red eden aciklamalarda bulundu .Zamanlama
acisindan Erdogan,in Israil,i elestirisine denk gelen bu
aciklama onun guvenilir bir mutefik olup olmiyacagi sorusunu
hakli olarak gundeme getirir.Kurt halki orta-dogu,da ulkesi
bolunmus bir halk olarak Kurdistan,in her parcasinda gelisen
ulusal harekete ilgi duyuyor.Simdiye kadar Israil,in bolgedeki
konumu ,gelecekte Kurt-Israil iliskileri gunumuzdeki kadar
tartisilmadigi bir ortamda boyle bir aciklama Kuskusuz hem
kurtlere ,hemde Israil,lilere zarar vermekten baska bir ise
yaramiyor.
Hasan
Balikani –PALE -3 Adar -2008
2.
AB UYELIĞI TARAFTARI OLMAK TUTARLI DEMOKRAT
OLMANIN ÖLÇUTU OLAMAZ
Turkiye,nin
AB ye tam uyelik istemi 1999 sonunda Helsinki AB
zirvesinde karar altında alındı. Bu karara göre,
Turkiye 3.Ekim 2005 de AB ile tam uyelik
muzakeresine basladı. O gunden buyana yaklasık 3
yıl geçmesine rağmen, bu ilişkilerde ciddi bir
ilerleme sağlanamadı. Şimdi de bu uyelik
göruşmesinin askiya alınmasından söz ediliyor.
Turkiye,nin AB ye tam uyelik görusmesi kuskusuz
Kurtleri yakından ilgilendiriyor. Bu uyelik
istemi sovenist Turk Çevrelerinde tam bir
paranoya halini alan hastalık derecesinde
kuskuyla karşılanıyor. Geçmiste AB yi bir
emperyalist – gerici birlik olarak nitelendiren
kimi Kurt ve Turk siyasi kisi ve çevreler, şimdi
AB ye Turkiye,nin uyeliğini destekleme veya
karsı cikma ikilemi cerçevesin de Demokrat olup
olmamanın bir kriteri haline getirdiler. Bu
konudaKurt kesiminde ciddi kapsamlı bir göruş ve
tartışmamın yapıldığı soylenemez.
Şimdi esas konumuz olan eski Kurt kökenli ve
Kurdistan da eski TİP milletvekili ve yönticisi
olan Tanık ziya Ekıncı, nın Avrupa birliği,
Marksizm ve Emperyalizm adı Eylül 2005 de
Serbesti de çıkaran yazısı uzerinde duralım.
AB uyeligi sorunu stratejik bir sorundur.
Ulkesi ve ulusuyla dört parçaya bölunmuş,
kurdistan,in en büyük parçası Turkiye
egemenligindedir. Avrupalilarca Hasta Adam diye
tanımlanan Osmanlı imparatorluğu,nun yıkıntılan
uzerine kurulan Turkiye cumhuriyeti Kurtlerin ve
Kurdistan’in inkar uzerine kuruldu. Turk
devletinin Kurt ulusuna ve değerlerinee karşı
yuruttuğu mucadele Avrupa’da ve komşumuz eski
SSCB de modern Turkiyenin kuruluşındaki
engellerin asılması diye nitelendirildi.
Kurdistan dört parçalıyla duruma gelişinde
bugunku AB uyesi devletlerin birçoğunun 1923
deki Lozan antlaşmasında imzaları bulunuyor.
Şimdi iktidarda bulunan AKP bile Lozan
antlasmasını daldirtmemek den söz ediyor. Başka
bir deyisle de fakto bir kurt azınlıktan söz
ediyor. Kurt adının TC Anayasa’sınde yer
almasıni istemiyor.
İlginctirki, Tarık Ziya Ekinci kürt ve
Kurdistanlı olmasına rağmen o da yukarıda adı
gecen yazısında tek kelime olsa bile kürt adının
anmıyor. Bilindiği gibi TİP 12 Mart 1971de
kapatılırken onun kongresinde Kürtlerin azınlık
haklarının verilmesi ile ilgili karar Askeri
mahkeme tarafindan gerekce gösterilmişti. Bu
zatın hafızasında kendi siyasi yasamının tumden
silindiği söylenemez. Akine onun kendi
tecrubesini dikkat alarak yorumlar yaptığını
kabul ettigimizde ,kendini bilge sanan utanmaz
bir kürt olduğunun söylemek haksız bir itham
değildir.
Ote yandan sozkonusu yazarin yazisinda
okuyucunun dikkatini dagitacak ajitasyonlar ve
duzensizlikler gozecarpiyor.bu durum
onun yazma kapasitesinden mi geliyor?Yoksa
karmasik dolasik anlatip birseyler sokusturmak
mantigindan mi geliyo?,diye kendi kendimize
sordugumuzda Bence bu onun Avrupa,yla ilgili
cahaletinden geliyor.
Yine sormak gerekir AB taraftadan ve karşıtkırı
ike her iksi de mevcut.Soyle ki,o yazisinda
Avrupa Birligi,Marksizm ve Emperyalizm basligini
kullanmis ,o yazida elestirdigi marksistler
kimlerdir? Neden onlarin goruslerinden aktarma
yapmiyor?O,yazisinda Avrupa,da gecmiste
Ronesansin yasandigindan soz ederken neden iki
dunya savasinin Kaynaginin da Avrupa oldugunu
belirtmiyor.Neden bu zat Avrupa,nin uzak
tarihinden soz edrken Avrupa,nin ikye bolunusunu
simgeliyen 1945 yilindaki Yalta Konferansi,ndan
soz etmiyor Aciktir ki o gecmisteki goruslerini
degerlendirmekten korkuyore Dogu Avrupa
ulkelerindeki r,cunku o emekle sermayenin
birlikte Avrupa,yi insa ettiklerini soylerken
yalan soyluyor SSCB ve dogu Avrupa,daki
degisimlerin Avrupa,ya yeni bir surec
baslattigini inkar ediyor.O emekle sermayenin
birlikte Avrupa,yi insa ettiklerini soylerken
neden Avrupa,nin en guclu kominist partilerinden
olan Portekiz,fransa ve italyan Kominist
partileri,nin goruslerine basvurmuyor? Yine
sormak gerekiyor.AB taraftarlari ve karsitlari
iklemi icerisinde Turkiye,nin AB,ye uye olusuna
karşı olanlarin arguman olarak savunduklari AB
uyeliginin yeniden Sevri yazidan hortlatacaği
kaygısı nereden geliyor.Aciktir ki onlar AB ye
uye olacaklarin kopenhag kriterlerini kabul
etmesi gerekliliginden korkuyorlar Onlarin bu
korkusunun ilaci Kurt ve kurdistan adlarini
unutmak midir? Turkiye AB nın ilk kuruldus
dönemde neden AET (Avrupa Ekonomik Topluluğun)
ye başvururken Sevr kaygısı veya Paronayasını
taşınmıyordu.? Yine makalenin yazarina sormalı
gerekiyor. Neden Avrupa,da ve Dunya da
kamplaşmaya kadar cartışmaya neden olan Irak ‘a
ABD liderliğindeki koalisyon (guclerinin)
mudahelesinden bahsetmekl istemiyorsun?
Öte yandan makalenın yazariyla uyusmıyan hatta
onu eleştiren kürt cevreleri ile da tekrardan
konuyu tartışmak gerekliği duşuncesiyle
yukarıdakı yazarın duşuncelerini İncelemeye
devam edelim.
AB Turkiye,nin tam uyelık baş vurusunda sonusuz
davrandı.
Makale yazari şöyle diyor= Turkiye çagdaş
normlardan uzak biçimsel bir demokrasiyle
yönetilmektedir demokrası kulturu gelişmemiştir
Yururlukteki 1982 Anayasası. Kurtsal Devletı
bireye ve toplumu karşı konuyacak bir muhteva
ile hazırlanmış olup. Otoriter ve merkeziyetci
bir devlet yapılanmasi ongormustur.Bu anayasa da
kuvvetler ayrimi ilkesi göstermelidir. Devlet
erkinin kullanılmasında yetkili olan asker-sivil
burokrasidir. Turkiye de insan hakları ihlalerı
yaygın dır. Devletin yüce cıkanlari
için.Duşunceyi aciklama hakkinin
sınırlanması,azınlık haklarınin yok sayılması,
vatandaşa iskence yapılması, faili meçhul
cinayetlerin islenmesi bir yurutme bicimi oarak
uygulanmaktadır. Siyaset, ancak devlet
ideolojisi cercevesinde mesrudur.
Turkiye ,deki siyasal sistemin isleyisi
hakkindaki aciklamalarina katiliyorum.Yazar. Bu
uygulamalar Turkiye de Göstermelik de olsa bir
Anayasa çerçevesinde yuruyor. Yazarin da
bahsettiği gibi bu anayasa 1982 tarihli bir
anayasadir. Yazar bunları dile getirirken bu
anayasaya neden 12 Eylul 1980 tarihli fasist
askeri cuntanın anayasası olduğunu ve bu anayasa
ya referandumda büyük oranda bir evet oyunun
ciktigini vurgulanmıyor.? Yoksa yazar 12 Eylul
1980 darbesini fasist bir darbe değil askersel
devirge dir diyen TKP nin eski goruslerini mi
savunuyor?. Bu acık değil
Yazar 1982 Anayasasının kabulundan sonra geçen
23 yıllık sureyi atlıyor. Sadece 1982
Anayasasının ihtiva ettiği bazı noktaları dile
getiriyor kuskusuz onun bu dönemi atlaması o
zaman dilinindeki gelişmelerin gözardı etmekten
kaynaklanıyor. Söyleki 12 Eylullerin
Anayasaından sonra yapanları seçimlerde cuntanın
partisi değil ANAP kazandı. Onun lideri T.Ozal
uzun bir dönem Turkiye yi yönetti hemde 12 Eylul
Anayasasınyle yine 12 Eylul cuntacılarımın
siyasal kazandığı. Demirel ve B.Encevit gibi
eski Başbakanlar tekrardan Başbakan oldular
kısacası Turk Parlamentosu ve demokratileşme
yönunde adım atamadılar.
Ote yandan ANAP marjinal bir parti durumuna
geldi. Onun yerini AKP aldı. O da yeni bir
anayasa sozune rağmen ciddi bir adım atarmıyor.
Nedeni acik tir ki derin Devlet olgusu
ve.Demokrası kulturundur.
1991 de Paris de Soguk savasın bittiği
açıklandı. Soğuk savaş dönemine ait
sorgulanmalar. gündem getirildi. Yazar bu Paris
soğuk savaşın bittiğinin ilanindan sonra AB ye
katılmak istiyenler icin Kopenhag kriterleri,nin
gundeme getirildiğini unutmuş yada bilincli
kaçış ve oportunistlik yapıyor. Bilindiği gibi
Kopenhag kriterleri bilincli bilincsiz bir
şekilde herkesin ağzında kim sıkışsa bu kritere
ya saldırıyor yada sarılıyor onun bundan
habersız olduğu duşunulemez.Oyle gorunuyor ki, o
bu kriterlerin kabulunde tutarsız.
Simdi AB nin 1999 Ekimindeki Helsinki Zirvesinde
Turk Devletinin orday uyelik kabulu ve 2005
Ekimnideki surece bakalim oradan geçen yil
suresi toplam 6 yıl bu sureç te Turkiye neden
bir mesafe almak istemeddi?
2000 yılı sonundaki Nice zivesi,nde B Ecevit
bulunurken generaller neden sert bir acıklama
yaptılar. Başka bir değişle AB uyeliği
sivillerden değil bizden geçer sinyalini
verdiler. Bu sinyal den sonra o zaman AB
Turkiye karma Parlamentosu Donem başkanı Avrupa
basınında Turkiye nin 2010 yilinda uye
olabilecegi tarihini isaret etti?
Hiç kuşkusuz bu tarih Turk generalleri nin ve
MGK nin tarihiydi. Eğer biz 25 Aralık tarihli
miliyet gazetesinde Harp okulu komutanyla
yapılan roportaji incelensek. Daniel John-Bendit
in acıklamasıni daha iyi anlariz. Bilindiği gibi
Fransa Nice Zirvesi, ne ev sahipliği yapıyordu.
Ve bu dönemde AB ye başkanlık yapan Fransa
Turkiye ,deki sivil-asker ilişkilerini iyi
bildikleri icin ,onlar Fansa Harp Akademisi nden
45kişilik bir heyeti nabız yoklamak için
Turkiye,ye göndermişti. Onlar bir aciklamada
bulunmadılar.Ama Milliyetteki aciklamalar ve
ortaya cıkan bazı belgeler kamuoyundan gizlenen
noktaları ve hassasiyetleri gizli olmaktan
cıkarıyor. Bunlardan birincisi Kıbrıs sorunudur.
İkinçisi ise, Kürt sorunudur.
O zamanın Kara Harb Okulu komutan 25 Aralık 2000
tarıhlı mıllıyet gazetesinde cıkan roportaj,da
Kıbrıs la ilgili soru ya verdığı cevap
ilginçtir. O Kıbrıs,takı Türk askerı,nın varlığı
konusunda verdığı cevap Türkiye NATO, nun
ABD,den sonra ikinçi büyük gücüdür. Bu cevap
yanı ,sizin gücünüz varsa bizi gelin oradan
cikarın. Kürt sorunun ne zaman çözulebileçeğı
sorusuna verdiği cevap ise ,2010 tarıhıdır. Bu
tarıh Surıye,yi tehdit eden ve bu tehditin
ardindan PKK,lideri Abdullah Öcalan,ın Surıyeden
cikarlilmasinda önemli rol oyniyan General
Attıla Ateş,ın bir kıtaba yazdığı önsözle
cakışıyor. O kıtaptakı önsözde Kürt sorunun 2010
tarıhınde cözuleceğinden bahsetmış ona göre,
Kürtler biribiriyle kavga edeçek, bu kavga
sonucunda Kürt sorunu cözulecek demiş.
Türk devletinin bu senaryosu halen daha
gündemde.
Eğer geriye dönüp A. Öcalanın yakalanmıştı
ardından PKK nın silahlı güçlerinin imralı,dan
gelen direktifle Küzey Kürdistan,ın terkedişi,
A. Öcalan,ın Güney Kürdistandaki devletleşmeyi
Türkiye icin en büyük tehdid gosteren mektubu
Genelkurmay,a gönderişisi, bu senaryo,nun, yanı
Kürt hareketini toptan tasfiye Planın bir
parçasıdır. Ne varki bu Plan, ABD lideriiğindeki
koalisyon güçleri,nin İrak i isgaliyle
birlikte,gerçekleşmedi. TBMM, nın Irak,a
mudakeye Türkiyenin de katılmasına öngören
tezkereyi rededisi Kürtler için hayırı bir karar
oldu. Bu karar,dan sonra ABD B. Planını devreye
soktu.
ABD liderliğide koalisyon güçleri,nin Saddam
Rejimi,ni yıkmasi hiç kuşkusuz Kürtlerin lehine
bir durum yarattı. Sözum ona bazı sol cevreler
Bu mudahaleye karşı çıktılar ve indirekt Saddam
yönetimin desteklediler hem de Globalızm ve Yeni
Dünya düzeni karşıtliği temelinde statukoculuğu
savundular. Şimdi bu gelişmelere rağmen AB ye
uyelik sorunun savunurken oluşan Kızıl Elma
Ceplesi ,nin karşıtlanan anti Kürt karekterini
açiğa çıkarmadan demokratlık yapmak ancak iki
yuzlı demokratlar kavramıyla açıklanabilir. Bu
iki yuzlu demokratların bir eli ileriçilik de
diğer eli ise ,gericilikte. Bu durumda nasıl
tutanlı demokrat olurabilir? Eğer bir Kürt ve
Kürdistanlı kendi ulusu ve halki,nin adıni
anmaktan bile korkuyorsa onu ne demeli.
Okuyucular karari versin. AB ye gelince, onlar.
Türkiye ile muzakere yurutuyorlar ama onlar
bunda samimi degiller Fransa,nin AB Anayasasi
oylamasi sonrasi Anayasa,sina 2007 tarihinden
sonra AB ,ye girmek istiyen ulkelerin durumunu
referenduma goturecegini sokmasi bunun kaniti
degilmidir? AB bazen Kürt sorunundan dan
vuruyor ama is ciddi bir tavir almaya gelince
kivirtiyorlar.Ama şimdi, sormak lazim. 12 Eylül
Cuntacılarının Anayasası yururlukte iken nasıl
muzakere yapılır.Bu açıktırlı demokrasi
konusunda iki yuzluluktur. Esas olarak Türkiyiye
Kopenhag kriterleri değıl EFTA kriteri açıktırlı
sadece ekonomıyle ve Soğuk Savaş döneminin
siyasi krıterleriyle çalısıyordu. Bundan dolayı
dır ki, 4 Mayıs 1960 da İngliterenin
isiyatifiyle Stokholmda kurulan EFTA nın
kuruculan arasıra Portekiz de girmiş. Bildiği
gibi o dönemde Portekizde fasist-kolonyalist bir
yönetim bulunuyordu.
AB,Dünya çapınde Barış ve Demokrasi nin merkezi
midir?
Makale yazari Emperyalist – kapitalist sistem
içinde AB nin Özel bir yeri vardır ara
başlığında soyle diyor=
AB nin öncelik ettiği emperyalist sistem önunde
dört ayrı güç ortağından oluşmaktadır. Bunlar
tarihsel, siyasal, kulturel ve coğrafi yakınlığa
dayanilarak oluşan, Avrupa Birliği (AB), NAFTA
uzak doğu gurubu ile Cin-Rusya güc odaklarıdır.
Bunlarısın en eskisi ve en kapsamlısı Avrupa
Birliğidir İkinçisi ABD, Meksika ve Kanada-nın
oluşturduğun NAFTA (ALENA)uçunçusu Japonya-nin
basını çektiği Asya- Pasifik iktisadı işbirliği
ve dördüncüsü de Cin, Rusya ve kimi Orta- Asya
ulkeleri,nin oluşturduğu Sanghay işbirliği
örgütündür.
Yukarıda makale yazarı belirttiği kimi ulkelerin
işbirliği,nin bölgesel alandakı birliklerinin
uluşlararası ekonomik kurumlarla ilişkisini
unutmuş ayrica oluşan birliklerin içersinde AB
yi en eskisi gösterirken, bu birliklerin oluşun
tarihini Soğuk Savaşve sonrası dönem diye ikiye
ayırmayı unutmuş veya es geçmiş. Bu ayrım
yapılmadan yapılacak analizler hem eksik hem de
yanlıştır. Orneğin bir dönem Turkiye İran ve
Pakistan tarafından kurulan CENTO ile bağlantılı
R.C.D. ile Avrupanin ikiye bölunduğun döneme ait
olan. Varsova paktı ile bağlantılı COMECON
bunlardan biridir.
Avrupa Birliği Soğuk Savaş döneminde kurulurken
Sanghay İşbirliği örgütü Soğuk Savaşan
bitiminden sonra kuruldu. Bilindiği gibi Soğuk
Savaşı ABD ve onun muteffitleri kazandı
Emperyalist-Kapitalist sistemin başı olan ABD
kendi liderliğinde tek kutuplu bir dünya
oluşturma peşinde. Bu bağlanıda Sanghay
işbirliği örgutu bu eğilime karşı olan bir
birliktir – kısacası- Eskiden biribirine duşman
olan Cin ve Rusyan-nın şimdi Sanghay işbirliği
örgütünü kurmaları yeni bir durumdur.Bu
ittifak ABD nin tek kutuplu dünya oluşturma
politikasina karşı durusu ve yeni bir rekabet
odagini oluşturuyor.
Şimdi yazara sormalı lazım. ABD nin önculuğunde
kurulmuş dört ayri güç olduğu iddiası ve ABD
nin oluşturmaya çalıştığı tek kutuplu dünya
anlayışına şimdiden olacak diye karar vermek
için erken değilmidir? Eğer yazar uluşlararası
ilişkilerde meydana gelen değişmeleri açıkça
yazmış olsaydı verdiği kararin bir öngörü
olmadığın görecekli. O guce tapan biri olduğun
için NAFTA ile ALENA nın ayrı ekonomik
işbirlikleri örgütü olduğunu bile görmek
istemiyor veya dil sorunundan dolayı NAFTA ile
ALENA,nın farklı iki örgüt olduğunu anlamiyor
NAFTA bilindiği gibi kuzey Amerıkaya ALENA ise
Amerika,ya ait birer ekonomik işbirliği
örgütündür.
NAFTA küzey Amerıka örgütü olmasıyla Meksika
hariç kuresel olanak kuzeyde yani zengin ulkeler
ALENAuyesi ulkelerin çoğunluğuna güneyde olması
itibarıyla fakir ulkeler sayında yer alıyor.
Küzey Amerika da bulunan NAFTA uyesi ABD ne
Kanadada ekonomik yönden dunyanin en gelişmiş
ilk önunden yer alırken ALENA,nın uyesi olan
Brezilya latin Amerika (Güney Amerika) ülkeleri
içersisinde yanlız o dünyanin engelişmiş
ülkeleri arasinda yer alıyor. Ayrıca Latın ABD
nın kıtsal egemenliğinde karsı olan bazı uyeler
A.L.C.A. saflerında yer aldılar.
Kureşelleşmenin Kuzey kutubunda yer alan Rusya
ekonomik açıdan Çin,den geri olmasına rağmen G-8
denilen Dünya nın gelişmiş ekonomileri
içenisinde yer alıyor.Konumuz olan AB ye gelince
AB uyesi olan Almanya, Fransa, İnglitere ve
italya Dünya nın ekonomik yönden gelişmiş on
ülkesi icerisinde yer almaktadir. Aynı zamanda
bu ulkeler G-8 denen birliğin içerisinde yer
alıyor. G-8 uyesı ülkeler daha önce G-7 diye
anılıyordu. Bu ülkeler ABD Kanada, Almanya,
Fransa, İnglitere,İtalya ve Japonya idi. Japonya
bilindiği gibi dünya,nin ekonomik yönden
gelişmiş 10 ulkesi içerisinde üçünçü sırayı yer
alırken. Çin ise bir Asya ülkesi olarak ABD den
sonra ikinçi sırayı alıyor. Şimdi biz G-8 leri
Rusya,sız duşunduğumuzde ABD, Avrupa ve Japonya
üçlüsü Dünya çapında Emperyalist-Kapitalist
kampın ilişkileri açısından eski bir dayanişma
güçünün oluşturuyordu. Bugün ABD ve Avrupa
Rusya,yı Japonya ile yer değiştirmeye
zorluyor.Başka bir değişle ABD ve Avrupa Rusya
ile bir blok oluşturmaya çalışıyor. Bu blok bir
zamanları Dünyaden tecrit için Çinin oluşturduğu
Üç dünya teorisine benziyor. Burada Farklı olan
Eski Sovyetlerin yerini hedef olanak Çin,in
alması. Bu blokun başında olmak istiyen ABD
kendini bir üçünçü dünya ülkesi değil Dünyanin
super birinen güçü olarak görmesidir.
ABD Avrupa ittifaklumun karşısında oluşturan
Sanghay işbirliği örgütü ne kadar ABD-Avrupa
ittifakuna karşı dayanır. Bunun için bir zaman
dilim belinlemek zordur. Kimi ciddi
arastırmacılar 20 yıl sonra Asya,nın Avrupa ve
ABD yi geride bırakacağın söyluyor.
Simdi tekrar AB sorununa dönelim. Yazar
belirtmekten kaçındığı tarih olan ikinci dünya
savaşının bitiminin ilan edildiği 1945
tarihinde. Uluslararası Planda önemli
değişikliler gerçekleşti. Yalta antlaşmasıyle
birlikte Avrupa ikiye bölündü. Bu bölünenin
ardından Doğu-Batı eksenli çatışma dünyadaki
çatişmaların merkezi haline geldi. Soğuk Savaş
olguşu bütün dünya da gelişmelerde önemli rol
oynadı.
Bilindiği gibi 1- Dünya Savaşınden olduğu gibi
2-Dünya savaşda Avrupa da başlandı. Bütün
dünyaya yayıldı. 1 ve 2 Dünya Savaşında
İnglitere ve Fransayla karşi karşiya gelen
Almanya AB nın en güçlü ulkesı. Avrupa 2-Dünya
Savaşıyle bir yıkım yaşarken, savaşta kazananlar
safinda yeralan ABD bu savaştan en kanlı
çıkanlerden biri oldu. Avrupanın batı kesiminin
yeriden yapılanmış sınden önemli rol
oynadı.Avrupa yeniden ekonomik yapılanmasın
sağlamak için. 16 Mart 1948 de OEEC (Avrupa
Ekonomik işbirliği örgütünü kurdu. Kuşkusuz
ekonomik birlikte 1947 tarılı Amerikan Marshaal
plan önemli bir rol oynayordu.
1957 yılında kurulan 1958 başında yururluge
giren EEG (Avrupa Ekonomik Topluluğu) bu örgutun
bunyesinden cıktı yine 3 Mayıs 1960 tarihinde
kurulan EFTA (Avrupa Özgür Ticaret Birliği
uyelerin de OEEC in uyeleri idi. Buradan dikkatı
çeken Almanya ve Fransa,nin basını çektigi EEG
nin (AvrupaTopluluğun) kuruluşundan sonra
İnglitere,nin neden bu birlikte yer almadığıdır.
Simdiki genislemis Avrupa birliği EEG nin
gelişimi, EFTA nin ise tasfiyesi uzerine
gelişti. Bu gelişinde Özellikle bu birliğin
kuruluşunda lider pozisyonda yer alan İnglitere
nin Danimarka ile birlikte 1973 tarihinde EEG ye
katılışı önemli bir gelişmeyi gösteriyor. 1973
yılında Danımarka ve İnglitereile birlikte EEG
ye katılması planların Norveç yapılan
referandumda hayır oyların fazlalığı yuzunden
EEG ye katilamadı. Bu birliğin kurucularından
olan isviçre,de ise EEGye katılma sorunu hiçbir
zaman ciddi bir şekilde gundeme gelmedi.
EFTA ile EEG arasında bir yakınlaşma ve katılım
EEG lehine gelişim gösterınırken, bu durum aynı
zamandaDoğu Avrupa ulkelerınde ve Sovyetlerdeki
Dönuşum ile paralel bir gelişim
gösterdi.Sovyetler ve Doğu Avrupa ulkeleri
arasında Ekonomik işbirliğini amaçaliyan COMECON
un çokusuyle sonuçlandi. Bir zamanlar Dünya
kominist hareketi tarafindan savunular
sosyalizme barışçı geçıs iki sistem arasında ki
barışçıl rekabet gibi tezler tersindan gelisti.
Doğu Avrupa bir taşfiye sureçi yasadi. Bu
değişimde SSCB den mesafela duran bloksuzlar
politikasi nin kuruçularından olan Yugoslavya
özel bir gelişim gösterdi. Yugoslavya
parçalandı. Eski Yugoslav federal
cumhuriyetlerden biri olan Slovenya AB uyesi
oldu. Gelecek yil Hırvatıstan,ında AB uyesi
olması bekleniyor.
Bu yıl AB nin kuruluşun,un 50 yılinda Buyuk
Avrupa projesi gerçekleşmiş oluyor. Almanya,
Fransa, İtalya ve Benelux ulkeleri diye anılan
Hollanda, Belçika ve Luxemburg tarafindan
kurulan EEG şimdi 27uyeli bir birlik. Bu birlik
ekonomik temelde başladı. Siyasi birlik hedefine
yöneldi. Antık AB devletleri bir slogan olmaktan
çıkıp bir gerçeklik halina geldi. Bu gerçekliği
tarihsal yönden olduğu gibi siyasal yönden de
iyi yorumlanmak gerekliyor.
Dünya da yeni bir çag açan 1917 Ekım devrimi
liderinin Birinci Dünya savaşın döneminde
gündeme getirilen Emperyalist savaşa karşı
geliştinilen AB Devletleri sloganyla ilgili
makelesine bakmak gerekiyor. O,AB devletleri
üzerine yazdığı makalesinde böyle bir birliğin
olamıyaçağını olursa gerici birlik olaçağın
söylüyordu. Yani bu slogan ancak iki dünya
savaşinın yaşanmasından sonra gerçekleşti. Şimdi
bu birlik ilericimidir? Yoksa geriçimidir?
Belirlemesine gelinçe bu bir sorundur. İster
marksist ister muhafazakar, liberal ve sosyal
demokrat olsun. Bunu farklı yorumlamalıtadırlar.
Fakat şunu da unutmamak gerekir. Lenin
Diyalektik Felsefe ve duşuncelerin savunucusydu
bir yerde Emperyalizmin gerici demokrasi dusmani
olduğunu söylerken Emperyalismin birlikte
Kapitalismin ulusal sınırların astığını ekonomik
ilişkilerin uluşlararasi bir nitelik atdığı
kapitalizmin girmediği alanin kalmadığı bu
durumun Proleteryerinin doğusuna ve
antiemperyalist ulusal hareketlerin gelişimine
neden olduğun için Emperyalizmin ilenici bir rol
oynadığnı söyluyodu. Lenin in Emperyalizmi hem
ilenici hem de gerici yönuyle değerlendiren
diyalektik bakış açısından ele alan goruslerini
tek yanli olarak ele almak fanatık bir düşünceye
saplanmaktan başka birşey değildir.
Şimdi Avrupa da 1968 Mayıs yeniden hatırlanıyor.
Bu tarihte bilindigi gibi Doğu Avrupa
ulkelerinden Çekoslovakya,nın değişim istemi
Varşava Paktı uyeleri tarafindan Çek lideri
Alexander Dubçek alasağı edilmişti yine bu
tarihte Fransa da başlayan öğrenci hareketi
boyutlanmiş tum batı Avrupa ya yayıladı. Bu
Öğrenci hareketi nin ABD nın Vietnam,da yurutuğu
emperyalist savaş nedeniyle bir ivme kazandığı
imkan edilmez.
Doğu Avrupa değişimler ve Sovyetlerde geniye
dönuşlu birlikte saskına dönem Avrupalı
solcuların 2003 tarihindeABD liderliğinde
koalisyon güçlerinin Orta Doğu,nun Hitleri
Saddam Huseyin yönetimini devirmek için İrak,i
isgal edisine karşı çıkışı bunun yeni bir
Vietnam olarak değerlendirmesi hiç kuşkusuz
Avrupa Solu için bir utanç sahıfesidir. Onlar 16
mart 1988 yılında Halepçe de 5000 sivil kürd,un
ölumune yolacan kimyasal silah kullanınına karşı
seslerini yukseltmediler. Bu kimyasal madeleri
ureten ve pazarlyan fabrikalari isgal edip,
kendi hukumetlerini protesto etmediler. Yine
makale yazarına sormak lazım. İtalyan Kominst
Partisi %34 oyeran ile Avrupa nın en büyük
kominist partisiydi. Onun lideri Palmıro
Tagliati,nın Geliştidiği tarihsel uzlaşma adım
verdiği Hırıstiyan Demokrat canla ortak hukumet
Progesi gerçekleşmedi. Şimdi Türkiye de aktuel
olan Ergenekonun benzeri olan İtalya dahi Gladio
ne haltlar etti. Bu Gladyo neErgenekon gibi
terrörist örgutleri kimi oluşturdu.
Yine makale yazarına soruyoruz 1935 tarihli 3
Enternasyonal,in belilemesi var bu belirlemede
deniyor ki, Kim demokrattir? Kim İlericidir? Kim
Barişçidir? Bunun ölçutu SSCB ye karşı tutunda
kendine gösterir Şimdi SSCB yok. Bunun yerini AB
mi aldı?
Türkiye AB uyesi olamaz
Türkiye,nin batılılaşma başka bir değişle
Avrupalılaşma hareketi 1838 balta ticaret
antlaşması onu takip eden 1839 tarihli Tanzimat
fermanıyla başlar O günden bugüne 170 yıl geçti.
Bu geçen zaman biriminde Türkiye ne kadar
batılılaştı tartışılması gerekir. Aziz Nesin bir
zamanlar diyordi ki Türkiye nin dışı başka içi
başka yanı Türkiye nin görmeyen başka,
görunmeyen yanı var. Son yıllarda yapılan
araştırmalardaTurkiye de Ameikan aleyhtarliğinin
geliştiği. Türkiye de toplumun yarısıdan
fazlasının İran,a sempati ile baktiği ortaya
çıkıyor. Kuşkusuz bu durumu Türlı otoriteleri
Irak ta meydana gelen gelişmelene bağliyorlar.
Türkleri ilgilendiren Saddam,ın gidisi
başkasinin yöntime gelişi değil, Kürtlerin orada
kazanmış olduğu mevzidir. Şimdi Güney Kurdistan
de BM tarafindan da kabullenilen bir kürt
otoritesi bulunuyor.1923 de Lozan da 4 parçaya
bölunen Kürdistan,ın en büyük paçası Türkiye
egemenliğindedir.. Güney Kürdistan özgür bir
konumda bulunurken Küzey Kürdistan sömurge bir
konunda bulunuyor. Türkiye ile Küzey Kürdistan
ilişkisi sömürgeci-sömürge ilişkisidir.Kürt
ulusal harketi iniş ve çıkışlare rağmen birçok
AB uyesi ulkelerindeki ulusal hareketlerden daha
dinamik. Bu bağlamda Türkiye Kürt sorunun
çözmeden AB ye uye olmak istiyor. Birçok
Avrupalı, Türkiye,nin AB ye uyeliğininin
Diyarbakır,dan geçtiğini söyluyor. Kimi
muhafazakar çevreler ancak Türkiye bölunduktan
sonra AB ye uye olabilir diye göruş
belirtiyorlar. AB uyesi ulkelerin
muhafazakarlarının bu düşüncesi Kürtlerin
çıkarına daha uygudunr.Başka bir değişle
Kopenhag kriterleri Kürtlere dar gelen bir
elbisedir.
Sık sık gündeme getirilen AB uyesi İspanya ve
Yunanistan örnekleri Türkiye,ye uymuyor. Türkiye
ye uyan çözum Portekiz çözumudur. Bilindiği gibi
1960 da EFTA nın kuruçularından olan ve NATO
uyesi olan Portekiz sömurgeci devletti. Angola,
Mozambik, Gine de gelisen bağimsizlik mucadelesi
Portekizde 25 Nisan 1974 de fasist regimin
yıkılışını ve Portekiz de demokratikleşmenin
önunu açtı. Portekiz 1986 yılında EFTA dan
ayrılaraklı EEG uye oldu. Ama bu durum Angola,
Mozambık ve Gine,nin AB ye uyeliğini yol açmadi.
Eğer Kürdistan bağımsız olursa AB ye uyelik
sorunu tartişabilir.Kurdistansiz Türkiye ,nin AB
ye uyelik sansı artabilir. Bu bağlamda-
Türkiye,nin demokratikleşmesinde Kürt ulusal
hareketinin dinamigi nin belirleyici olduğunun
sölemek isabetsiz bir değerlendime değildir.
Türkiyenin NATO nın güçlü bir uyesi olması onun
otomotik olarak ona AB ye uyeliğini
sağlamaz.Turk elit kesimi bu gercekligi bildigi
halde AB oyununa devam ediyor.Bu oyunda kiraldan
fazla kiralci gecinen kurtlerin bir bolumude
fuguranlik rolunden malesef hoslaniyor.
Hasan Balikani PALE 3 Adar 2008
AVRUPA BIRLIGI,NIN KURULUSU VE GELISIM SURECI.
Kronoloji
Victor Hugo 1849
Bir gün Avrupa
kitasi ndaki devletler daha genış insa temelinde birleşecek ve özel tipik veya
şanli özyapisini kaybetmeden Avrupa li kardeşlık kuracak. Birgün fikir ve
toplanti yerlerinden başka savaş alanlari olmiyacak. Birgün bomba ve kursun
sesleri yerini yenışiyle değiştirecek.
1948 7 =11
mayis
Den-Haag,daki
Avrupa kongresi ,ne yirmi Avrupa devleti,nden gelen bin delege , Yeni bir
işbirliği ve iliskilerde yeni formul aramak amaciyla bir Avrupa Konseyi
olustulmasini tartistilar.
1949
27-28 oçak
Strasburg,daki
Avrupa Konsey,i Den- Haag kongreside kuruldu. Ayni yıl da, Avrupa konseyi
Insan haklari sozlesmesi hazirlanmaya başladı. Insan hakları sozlesmesi, 1950 de
Roma,da imzalandi, ve1953 Eylül,de yururluge girdi.
1950 9 mayis
Robert Schuman
ileFransa,nın Dişişleri Bakanı Jean Monet- Fransa ve Almanya,nin kömür ve demir
işlerini birleştirecek ve bir örgüt kurulmasi dusuncesi,ni savundular. Bundan
dolayı 9 mayıs Avrupa birlığının doğum günü olarak ve Avrupa,da
kutlanilmaktadir.
1951 18 nısan
Parıs,de toplanan
altı Avrupa Devlet,i (Belcıka. Fransa. Luxemburg. İtalya. Holanda ve Batı
Almanya) EKSG-Kömür ve demir birliği sösleşmesine imza attılar. O sözleşme 23
temmuz 1952 den itibaren 50 yil geçerli kabul edildi.
1955 1-2 hazıran
Messına,daki
toplantida,E.K.S.G ,nin kurucu altı uyesi karar verdiler. Avropa integrasiyonu
bütün ekonomik bölgelere dahil edecek.
1957 25 mart
(EEG) Avropa,nın
ekonomik birleşme sözleşmesi ve Atomic energi birligi sözleşmesi (Euroatom
sösleşme) Roma,da imzalandi. Bu sozlesmeler 1 Oçak 1958 geçerli oldu.
1960 4 ocak
Ingiltere,nin
girişimiyle EFTA adli yeni bir ekonomik birlik olusturuldu.E.E.G disindaki 7
Avrupa Ulkesi(Ingiltere,Norvec,isvec,Danimarka,isvicre,Lichstein,Portekiz)
Stockholm,daki toplantida bu orgutun kurulus belgesi,ni imzaladi
1962 30 Temmuz
Birlesik
tarım politikasi olusturuldu.
1963 14 Oçak
Fransa,da bir
basin konferans,inda Fransa Devlet Başbakani Charles de Gaulle, Ingiltere,nin
EEG ye girmesıne karsi oldugunu acikladi.
1963 20 Temmuz
EEG ve 18 Afrıka
devleti arasında ilişki sösleşmesi imzalandi.
1965 8 Nisan
Birleşme sösleşmes
EU komisyonu ve konseyi birlesme sozlesmesi imzaladilar.Bu sozlesme 1 Temmuz
da yururluge girdi.
1966 29 Ocak
Luxemburg anlaşma.
Fransa counsey,e tekrar geri döndu, Konsey devlet icin önemli/gerekli
muhlefetsiz kararlari verecek.
1968 1 Temmuz
Uye devletler
arasindakı (karar vermiş vakittan) gümrük vergıler bir bücük sene erken
bitiyor. (‘çöpe atiyor’)Ve birlik/eşit gümrük vergisi olusturdu.
1969 1-2 Aralık
Haag,daki
toplantida devlet ve hukumet baskanlari Avrupa,nin entegrasyonu,nu hizlandirmak
icin onemli krarlar aldi,
1970 22 Nısan
Birlik uyeleri
kendi paralariyla ilerlemeyi finanse etmek için Luxemburgda imza atiyorlar.
Avropa
parlamento,sunun kontrol, otorıtesi/ genişletildi yetkileri artirildi.
1972 22 Oçak
Danımarka, Irland,
Norvege, ve birleşik kraliyetdevletli EEG,ye girmek icin sözleşme Bruksel, de
imzaladi.
1972 22 Nısan
‘Valutayılanı’
yerleştırmış 6 uye olan devletler karar veriyor ki onlarin valuta 2,25%den fazla
bibirinden değismek yasaktır.
1973 1 Oçak
Danimark, Irland
ve bırleşmış kraliyet (Ingitere EEG ye girdiiar. ( Norvec Halk oylamasinda
hayır dedi.
1974 9-10 Aralık
Parıs,deki zirve
toplantisi yapildi.Bu toplanti da alinan karara gore,Avrupa komisyonu yilda uc
kez toplanti yapacak.Alinan diger karara gore,Avrupa parlementosu secimleri
acik olacak bu secimler
Bolgesel esaslara
gore yapilacak ,Bolgesel gelisme fonu kurulacak.
1975 28 Şubat
Birinçi Rome’
sözleşmesini imzaliyanlar , Batı Hındıstan , Pacific ocean,daki ve Afrıka,daki
46 devletler ile sozlesme ımzaladilar.
1975 22 Temmuz
Avropa
palamentonun budgesı hakları veAvropanın revısıonhakları sösleşmesı ımsa
atiiyorlar. O sösleşme 1 Hazıran 1977 gerçek oldu.
1978 6-7 Temmuz
Bremen’de yüksek
toplantı. Fransa ve Alman para işbirliği ‘yeni hayat vermek’ istiyorlar Yeni
Avropa için bir para sıstemı o ‘Valutayılanı’ değiştirecek. EMS avropa para
sistemi 13 Mart 1979 gerçek oldu.
1979 28 Majıs
Yunanistan EEG,ye
girmek icin sozlesme imzalıyor.
1979 7 ve 10
Hazıran
Avropa
parlamentosu,nun genel secimlerinde 410 ‘parlementer’ seçıldi.
1981 1 Ocak
Yunanistan EEG
uyesı oldu. Uye olan devletler 10l,a yukseldi..
1984 28 Şubat
‘ESPRIT proramı’
İnformasyon teknığı araştırma/inceleme (forsknıng) ve gelişme/kalkınma strategık
birleşme program alıyorlar.
1984 14 ve 17
Hazıran
Avropa
parlamentosu,nun birinçi tur seçimleri yapildi.
i.
1985 7 Ocak
Jacques Delors
(1985-1995) Avropa,Komisyonu,nun başkanı secildi..
1985 12 Hazıran
Ispanya ve
Portekiz AB ye girmek için sozlesme imzaladilar.
1985 2-4 Aralık
Avropa komisyon,un
Luxemburg,dakı toplantisinda 10 uye devletlerRoma sozlesmesin değiştırmeye karar
veriyorlar Avropanin integrasyon yenileşmesi ve Avropa,nin birleşmesi icin
belgeye gumruk birliginiin sartlarini koyuyorlar. .
1986 1 Oçak
Ispanya ve
Portugal EEG uyesi oldular, ve yeni uyelerle EU’de 12 uyelli birlige donusuyor.
1986 17-28 Şubat
Avropanın
birleşmiş belgesı ==Europeıska enhetsakten== Strasbourg ve Haag’ da imsalanmiş.
Temmuz’ta gerçek oluyor.
1987 15 Haziran
ERASMUS öğrencı
değisimi programı başlıyor.
1989 15-18
Haziran
Avropa
parlamentonun uçunçu seçmesı.
1989 9 Kasım
Berlin
duvarlarının yıkılısı.
1989 9 Aralık
EMU
‘derileştırmek’ icin devletarasında bir konferans çağırtmak karar veriyorlar.
1990 19 Hazıran
Schengen sösleşme
gümrük kontrolerin yok etmeye için imsa atiyorlar.
1990 3 Ekim
Alman birleşıyor/
bır devlet oluyor.
1990 14 Aralık
Hükümet konferans
Rom’d başlıyor Ekonomık ve ‘monetar’ birliğin ve politik siyasal birliği
hakkinda.
1991 9-10 Aralık
Maastricht’ta
Avropa komisyonu bir antlaşma ==fördrag== Avropa Birliği hakkinda aliyorlar.
Antlaşmada birleşik dişiş- ve güvenlik politika daha yakin işbirliği içiş ve hak
sorunlar. Para ve ekonomık ==unıon== ve aynı/bir valuta (EURO). Böyleyce yeni
‘bölgeler’ devlet arasindaki işbirliği beraberle Biktırıyor. EU yani Avropa
birliği oluyor. EEG’ye yeni adi, EG veriyorlar.
1992 7 Şubat
Maastrıcht’ta
antlaşması imsalanmış. Antalaşma Kasım’da 1993 geçerli olur.
1993 ! Ocak
Is ticareti
gecerli olur.
1994 9 ve 12
haziran
Avrupa parlemento
sunda dordincu secim yapildi.
1994 24-25
haziran
Yunanistan,in
korfu Adasi,nda yapilan toplantida Finlandiya,Norvec ,isvec ve Avusturya AB ye
uye olmak icin antlasma imzalandi.
1995 1 Ocak
Finlandiya,isvec
ve Avusturya AB ye uye olbular.Bu yeni katilimdan sonra AB uyesi devletlerin
sayisi 15,e yukseldi.Norvec yapilan referandumda hayir oyl arinin fazlaligi
yuzunden AB,nin disinda kaldi.
1995 23 Ocak
Avrupa komisyonu
baskanligina Jacgues santer secildi.
1995 27-28 Kasim
Barcelona,daki
Avrupa-Akdeniz Konferans,inda Akdeniz,in guneyindeki devletlerle dostlugun
gelistirilmesi kararlastiriliyor.
1997 16-17
Haziran
Amsterdam,daki toplantida Avrupa
Komisyonu,na Cevreye sorumluluk verebilme yetkisi kararlastiriliyor.
1997 2 Ekim
Amsterdam antlasmasi imzalandi.Bu antlasma
1 mayis 1999 da gecerli olacak.
1998 30 mart
AB ye uye olmak istiyen merkez,dogu ve
Akdeniz ulkesi ile gorusmelere baslandi.
1998 3 Mayis
11 AB uyesi ulke,nin Euro para birimine
gecisi kararlastirildi Bu karar 1 ocak 1999 da yururluge girecek.Bu ulkelerden
Yunanistan bu tarihten sonra Euro,ya gecis yapacak.
1998 31 Aralik
Borsa,nin Euro,ya ayarlanmasi ve para
degerlerinin tespiti gerceklesecek.
1999 1 ocak
11 AB uyesi Euro uygulamasina basliyacak
E.C.B(Avrupa Merkez Bankasi)AB ,nin para poltikasindan ve Euro,nun
ayarlanmasindan sorumlu olacak.
1999 24-25 Mart
Ajanda 2000 cercevesinde Avrupa komisyonu
2000-2006 tarihi icin ortak bir butce olusturacak.
1999 3-4 Haziran
AB,nin koln zirvesinde,Avrupa komisyonu,nun
Avrupa,lilar icin bi r sozlesme hazirlamasi kararlastirildi.Bu sozlesmede genel
haklar ile AB uyesi ulkelerin devlet ve hukumet baskanlarinin ve AB
komisyonu,nun gorevleri belirtilecek.AB,nin Guvenlik ve dis politikasi,ndan
Eski NATO genel sekreteri Javier Solana sorumlu olacak.
1999 8-13 Haziran
Avrupa parlementosu,nun besinci donem
secimleri yapildi.
1999 15 Eylul
Yeni Avrupa komisyonu baskanligi,ni
1999-2004 doneminde Italyan Romoni Prodi yapacak.
Tammerfors ,da Avrupa komisyonu Ozgurluk
,guvenlik ve haklariyla Avrupa yeni biravrupa olacak.
Aralik ayin,daki Helsinki Zirvesi,nde
Turkiye,nin AB ye tam uyelik basvurusu kabul edildii.Oteki AB aday uyeleri ile
muzakerelerin surdurulmesini kabul etti.
2000 23-24 mart
Lizbon ,da AB ,yeni bir strateji
belirledi.AB Koisyonuna,Avrupa ekonomisi,nin modernlestirilmesi,sosyal
dayanisma ve bilimsel ve teknik alanda isbirligi,nin gelistirilmesi icin bir
plan hazirlamasi gorevi verildi.
2000 7-8 Aralik
Avrupa parlementosu baskani,Avrupa
komisyonu baskani enyuksek otoriteyi olusturacak.
2001 26 Subat
Nice Sozlesmesi imzalandi.Bu sozlesme 1
Subat 2003 de gecerli olacak.
2001 14-15 Aralik.
Avrupa komisyonu Laeken ,de AB,nin
gelecegi icin bir deklerasyon yayinliyor.
Bu deklerasyon,da AB komisyonu,nun bir AB
Anayasa,sinin hazirlanmasi icin bir komisyona gorev ava verildigi ve bu
komisyonun baskanligina eski Fransa Cumhurbaskani valery Gischard d,Estaing,in
detirildigi aciklaniyor.
2002 1 Ocak
AB uyesi Devlrtler de Euro parasi
kullanilmaya basladi.
2002 31 Mayis
AB uyesi deletlerin hepsinde,hava kirliligi
ile ilgili Kyoto Protokol,u oylanilacak ve uluslararasi bir sozlesme icin
birlikte calisma karari alindi.
2002 21-22 Haziran
Sevilla,da Avrupa komisyonu ,AB icin ortak
bir multeci politikasi olusturma karari aldi.
2002 13 Aralik
Kopenhag,da AB komisyonun aldigi karara
gore,AB ye io yeni ulke 1 mayis 2004 de uye olabilir.AB,ye uye olmak istiyen
Bulgaristan ve Romanya 2007 basinda uye olabilir.AB ye aday uyelerden Turkiye
ile eger Kopenhag kriterlerini kabul ederse,AB 1 Aralik 2004 de muzakereye
baslayabilir.
2003 16 Nisan
Kibris
,Estonya,Letonya,Litvanya,Malta,Polonya,Cek,Slovakya,Slovenya ve Macaristan AB
ile uyelik sozlesmesi imzaladilar.
2003 10 Temmuz
AB nin anayasa taslagi,nin yazim isleri
tamamlandi.
2003 4 Ekim
AB uyesi devletler arasinda AB Anayasasi
ile ilgili konferans basladi.
2004 1 Mayis
AB ile uyelik sozlesmesi imzalamis olan 10
aday uye AB uyesi ldular.Bu yeni katilimla birlikte AB ,nin uye sayisi 25 e
cikti.
2004 13-14 Haziran
Yeni katilanlarla birlikte AB uyesi 25
devlet de AB Parlementosu secimlerinin yedincisi yapildi.
2007 1 Ocak
Bulgaristan ve Romanya AB uyesi oldular
.Buyeni katilimlarla birlikte AB uyesi Devletlerin sayisi 27,ye yukseldi.
PALE 3 Adar 2008