|
|
Devlet herkese düşman:
Sakarya’da Kürt katliam girişimi
ve 1 Mayıs faşizmi…
Bu yazımda, Kuzey Kürdistan
Hareketi’nin yeniden yapılanması
bağlamında çok önemli bir konu
olan genel anlamda örgütlenme ve
özelde “Çatı Partisi-
İllegalite ve Yeni Mücadele
örgütü” üzerine yazmak
istiyordum. Ama ne yazık ki, son
günlerde Türkiye’de gündeme
gelen tatsız, hayati, önemli
gelişmeler bu konuda yazmamı bir
tarafa bırakmamı, son gelişmeler
üzerine yazmamı dayattı. Bu son
gelişmelerin hepsi de, devletin
yapısını yeniden tanımlamaya
temel olacak nitelikte
gelişmeler olduğundan, son
gelişmeler üzerinden
atlanılmamasını sorumluluk
olarak önüme koydu.
Gelecek yazımda da belirttiğim
temel konuda yazacağım.
Belirtmek gerekir ki, Türkiye’de
hızlı ve baş döndürücü,
toplumsal, sınıfsal, ulusal ve
etnik, mezhepsel çatışma
haberlerini veren gelişmeler
oluyor. Son günlerdeki
gelişmelerin hepsi, birbirinden
daha önemli gelişmeler. Bu
gelişmelerin her birinin tek
başına incelenmesi gerekir. Ne
yazık ki, o zaman da bunları bir
sıralamaya koymak gerekir.
Sıraya göre bu olaylar yazıldığı
zaman da, onlarca makaleyi
içerecek nitelikte. Bu da
haftaları kapsayacak bir durum.
Ama Türkiye’de bir haftada ve
hata bir günde ortaya çıkan
gelişmelere baktığımız zaman,
bir olay diğerini unutturacak
kadar önemli ve hayati nitelikte
oluyor. O zaman da, bir olayın
ve hayati gelişmenin peşine
düştüğün zaman, diğerini
bırakmak, bir tarafa koymak,
unutmak durumunda kalırsın.
Bu nedenle, Kuzey ve Güney
Kürdistan’da dağların
bombalanması, askeri
operasyonlara devam edilmesi,
yargılama ve tutuklamaların
aralıksız ve hızla sürgit etmesi,
Sakarya’da Kürtlere ilişkin
katliam girişimi, 1 Mayıs’ta
işçilere, emekçilere, tüm halka
karşı sürdürülen savaş ve
zorbalık olaylarının tümünü
“devlet herkese düşman” şeklinde
kavramlaştırmakla, bütün
meramımı anlatmış olmazsam da,
ortak ve çarpıcı, önemli oranda
gelişmeleri bütünlüklü ifade
etmesi anlamında rahatlatıcı bir
kavramlaştırma olabileceğini
düşündüm.
T.C Devleti, sömürgeci, üniter,
otoriter ve totaliter, faşizmi
içselleştiren, zorba, bir ulus
devletidir. T.C Devleti bu
özellikleri itibariyle herkese,
bütün halklara, Kürt ulusuna,
etnik topluluklara, işçilere ve
emekçilere, bütün düşüncelere
karşıdır. Devletin bu yapısını
daha somut öğelere ve olaylara
en genel planda indirgeyerek
incelemekte yarar var.
I- T.C Devleti Sömürgeci
karakterinden dolayı Kürt
ulusuna ve etnik topluluklara
düşmandır: T.C Devleti, Kürt
ulusuna dayanarak kurulmasına
rağmen, Kürt ulusunu inkar
ederek, “Kürtlerin Türk olduğunu”
resmi tez haline getirerek, Kürt
ulusunu bütün ulusal haklarından
mahrum ederek, Kürdistan’ı işgal
ve sömürgeleştirerek düşman
unsur haline getirdi.
Kuruluşundan sonra, bütün
Kürtlerin ulusal hak arama
hareketlerini kanla bastırdı,
katliamlar yaptı, Kürt
liderlerini öldürdü ve idam etti.
Köyleri, kasabaları, şehirleri
yaktı ve yıktı. Toplu sürgünler
gerçekleştirdi.
T.C Devleti’nin Kürt ulusuna
karşı düşmanlığı ve yok etme
projesi, son 40 yılda da hızla
devam etti ve ediyor. Bundan
dolayı, 12 Mart ve 12 Eylül
askeri darbelerini
gerçekleştirdi. Kürtleri toplu
şekilde tutukladı ve yargıladı.
Günümüzde de Kürt kökenli
milletvekillerini, yazarlarını,
aydınlarını, belediye
başkanlarını, Kürt örgüt
liderlerini ve yöneticilerini
tutukluyor ve yargılıyor. Bundan
dolayı, 1984’den sonra PKK’nın
yanlış politikalarını da
arkalayarak: 3000 köyü boşalttı.
60 bin kürdü, Kürt kardeşlerine
düşman etmek için köy
koruyuculuğu sistemini
geliştirdi. Milyonlarca kürdü
batıya, Türk bölgelerine sürdü,
Lice gibi Kürt kazalarını yaktı,
yıktı.
T.C Devleti Kürt ulusuna düşman
olduğu için, Kuzey Kürdistan’da
dağları bombalıyor, ormanları
yakıyor.
T.C Devleti Kürtlere düşman
olduğu için, 1960 yılında bir
Kürt ulusal ayaklanması ve
ihtimal bir ayaklanma söz konusu
olmamasına rağmen, Kürtlerin
Lazların bölgesine, Lazları da
Kürdistan’a sürmek, Kuzey
Kürtleriyle diğer Kürdistan
parçalardaki Kürtler arasındaki
ilişki ve irtibatı kesmek için
büyük bir proje hazırladı ve bu
projesini 1980 yılından sonra
uygulamaya koyma olanağını elde
etti.
T.C Devleti sadece Kuzey
Kürtlerine düşman olmadı, bütün
Ortadoğu’daki Kürtlere, Güney,
Doğu, Batı-Güney Kürdistan’daki
Kürtlere düşman oldu.
Kürdistan’ın diğer
parçalarındaki bütün olumlu
gelişmelerden rahatsız oldu, bu
gelişmelerin önünü almak için
çevre sömürgeci devletlerle
ortak paktlar oluşturdu. Mehabad
Kürdistan Cumhuriyeti’nin
ortadan kaldırılması, Güney
Kürdistan Otonomisinin son
bulması için olağanüstü çaba
gösterdi. Günümüzde Kürdistan
Federe Devleti’ne karşı
düşmanlık yapıyor. Irak Federal
Devleti’ni tanımasına rağmen,
Kürdistan’ın statüsünü tanımıyor.
PKK’yi bahane ederek Güney
Kürdistan’ı bombalıyor ve işgal
girişimlerinde bulunuyor. Daha
dün, üstelik Türk Heyetiyle
Kürdistan Hükümeti görüşme
halinde iken, Türk uçakları
Kürdistan’ı bombalayarak,
Kürtlere, Türk görüşmecilere
gözdağı verdi.
Son günlerde Sakarya’da DTP
İl Örgütünün yaptığı gecenin
basılmak istenmesi ve Kürtlerin
katliamı girişimi devlet
düşmanlığının, devletin Kürt
düşmanlığı kültürünün Türk
halkındaki içselleşmesinin en
açık örneği ve dışa vurumuydu.
Sakarya’daki katliam girişimi,
Kürtleri sindirme ve yok etme
planının bir parçasıdır.
Kürtlerin bu girişimlere karşı
ulusal refleks geliştirmeleri
gerekir. Yoksa iş işten geçmiş
olur.
Sakarya’daki Kürt katliam
girişimine karşı sessizlik,
1 Mayıs zorbalığını, faşizmini
hazırlamıştır.
AK Parti’nin Kürt katliam
girişimi karşısındaki sessizliği,
kendisinin de ölüm sessizliğidir.
T.C Devleti sömürgeci karakteri
gereği aynı zamanda, tüm etnik
topluluklara da karşıdır.
Lozan’da azınlık kabul edilen
gayri Müslim toplulukların
dışında olanların dil ve
kültürel haklarını tanımıyor.
Ermenilerin jenosidini kabul
etmediği gibi, Ermenilere
düşmanlık yapıyor, kalan çok az
sayıdaki Ermeni’nin de
Türkiye’yi terk etmesi için
sıkıştırıcı ve zorba siyasetler
uyguluyr. Hrant Dink’in ölümü,
bunun en somut göstergesidir.
6-7 Eylül olayları sonucunda
Rumların Türkiye’de sürülmesi ve
mallarına el konulması
unutulması mümkün olmayan
sömürgeci ve faşist
uygulamalardan biridir.
II- T.C devleri otoriter,
totaliter, faşist tekçi
yapısından dolayı bütün
düşüncelere karşıdır: T.C
Devleti kendi üniter, ulus
devlet, otoriter, totaliter ve
faşist yapısını sürdürmek için
kendisi için tek resmi bir
ideoloji, Kemalist ideoloji
yarattı. Bu nedenle, resmi
ideoloji dışındaki tüm
düşünceleri ve ideolojileri
gayri-meşru ve düşman ilan etti.
Bu nedenle, Kürtlük düşüncesini,
komünizmi, sosyalizmi,
liberalizmi, etnik düşünceleri,
mezhebi ve dini düşünceleri
yasakladı. Bu düşünceleri ifade
edenleri tutukladı, yargıladı,
işkenceye tabi tuttu, öldürdü.
Bu nedenle, T.C Devleti’nin
kuruluşu aşamasında ve
sonrasında, toplu Kürtçü, dini,
komünist tutuklamalar oldu.
Komünistler, Kürtçüler, dinciler,
aleviler öldürüldü.
T.C Devleti’nin kuruluş
aşamasında, kuruluşa yardım
etmek için çaba gösteren TKP
yöneticilerinin, M. Suphi ve
arkadaşlarının katledilmesi en
ibret verici gelişmelerden
biridir.
III- T.C Devleti, devlet dini
ve mezhebi dışındaki tüm dinlere
ve mezheplere düşmandır: T.C
Devleti kuruluşunda halifenin ve
dindarların desteğini kazandı.
Kurulduktan sonra, kendisi için
bir devlet dini ve devlet
mezhebi yarattı. Bu nedenle,
devlet dini ve mezhebi dışındaki
tüm dinlere düşman oldu. Diğer
dinlerin taleplerini göz önüne
almadı, bu konuda talep sahibi
olanları dışladı. Maraş’ta,
Çorum’da, Sivas’ta Alevi
katliamlarının gerçekleşmesi
için sivil faşist güçleri
harekete geçirdi. Sivas’ta
aydınların katledilmesi için
Madımak Oteli’nin yakılmasına
olanak sağladı.
IV- T.C Devleti asker ve
sivil bürokratik elit dışında
tüm toplumsal ve sınıfsal
kesimlere düşmandır: Bu
nedenle, işçilere ve tüm
emekçilere düşmandır. İşçilerin
ve emekçilerin sendikalaşma,
toplu sözleşme ve grev hakkına
karşı olmuştur. İşçiler ve
emekçiler bu haklarının bir
kısmını, kan ve gözyaşı ile elde
etmişlerdir. İşçiler ve
emekçiler uluslararası destek ve
baskıya rağmen halen birçok
hakkından mahrumdur. Sendika ve
parti kurmak isteyen işçiler,
işçi liderleri topluca
tutuklanıp yargılanmıştır.
Bundan dolayı, işçi grevleri
kanla bastırılmıştır. İşçi
örgütleri kapatılmış ve
yasaklanmıştır. İşçilerin ve
emekçilerin birlik, dayanışma,
evrensel mücadele günü olan 1
Mayıs yasaklanmıştır. 1 Mayıslar
kanla karşılanmıştır.
Bundan dolayı 2008’in 1
Mayıs’ında işçilere ve
emekçilere karşı savaş ilan
edilmesi, görülmemiş
zorbalığın tüm halka
uygulanması, Taksim’de 1
Mayıs’ın kutlanılmasına izin
verilmemesi, devlet faşizmi ve
terörünün bütün dişlerini
göstermesi, devletin tüm halka,
işçilere ve emekçilere
düşmanlığının en somut
göstergesidir.
T.C Devleti sermaye sınıfından
ve burjuvaziden büyük destek
görmesine rağmen, aynı zamanda
sermaye sınıfına ve burjuvaziye
de karşıdır. Bu nedenle,
burjuvaziyi güçsüz düşürmek ve
kolayca avlamak için
uluslararası desteklerinden
soyutlamak istemektedir.
T.C Devleti sermaye sınıfına ve
burjuvaziye karşı olduğu için de
olağan ve olağan-üstü dönemlerde
onları temsil eden partilerini
de kapatmıştır. Son dönemlerde
AK Parti hakkında açılmış olan
kapatma davası bunun en son
örneklerinden biridir. Ama ne
yazık ki kendisine yönelik olan
devlet siyasetini bile anlamayan
AK Parti, kendisi doğrudan
devleti temsil etme durumunda
olmadığı halde, 1 Mayıs’ta
işçilere, emekçilere ve tüm
halka karşı ilan edilen savaşın
oyuncağı oldu. Kürtlere karşı
savaş yürütüyor. Böylece, kendi
varlığını fazlasıyla tehlikeye
sokuyor. Bu tutumuyla, sadece
kendi meşruiyeti ve kabulü için
AB’ye yakın olduğunu,
demokrasiyi bunun için
savunduğunu ortaya koyuyor.
IV- T.C Devleti, insani tüm
hak ve özgürlüklere, Kürtlerin
bireysel ve grupsal haklarına
karşıdır: Bundan dolayı,
bütün kesimlerden insanlara ve
Kürtlere saldırıyor, düşmanlık
ediyor.
* * * * *
1 Mayıs gelişmesinin
kendisinin ortaya koyduğu bir
gerçek var: O da, devletin
düşman olduğu kesimleri, işçi ve
emekçiler de dahil, başka bir
kesime karşı sopa haline
getirmesidir. Devlet, kendi
kültürünü ve yapısal
özelliklerini, karşı ve düşman
olduğu kesimler içinde
içselleştirmekle büyük bir
başarı da sağlamış durumdadır.
Bilinmelidir ki, T. C Devleti,
asker ve sivil bürokrat küçük
bir elit olan devlet sınıfı,
devlet dini, devlet mezhebi,
devletin resmi düşüncesi olan
Kemalizm dışında herkese, her
düşünceye, her etnik gruba, Kürt
oluna karşıdır. Bütün kesimlerin
bu gerçeği görerek yeniden
konumlanmaları, yerlerini tayin
etmeler, kendi çıkarlarını
yeniden tanımlamaları
gerekmektedir.
Kürtlere, Alevilere, dindarlara,
Kemalizm’den farklı düşünceleri
savunanlara yapılan saldırılar,
aynı zamanda devletin düşman
kabul ettiği tüm kesimlere
saldırı olarak kabul edilerek
tutum belirlenmediği zaman,
devleti temsil eden küçük bir
elitin egemenliğinden,
zorbalığından kurtulmak olanaklı
olmadığı gibi, devleti de
yeniden yapılandırmak,
demokratikleştirmek, halkın ve
halkların devleti haline
getirmek olanaklı değildir.
Mevcut devlet, halkın hizmetçisi
değil, halkların efendisi, zulüm
kamçısı, ağası, zorbasıdır.
Amed, 2 Mayıs 2008
İbrahim GÜÇLÜ
(ibrahimguclu21@gmail.com)
|
|
|
|
|