Ibrahim
Güçlü // Federalizm ve Kerkük’te
tıkanıklık: Kürdistan
liderliğinin yanlışları (I) //
16.08.2008
Bu sorun, o
güne kadar uluslararası güçler
tarafından uygulanmayan,
geleneksel olmayan bir çözümle
karşılandı. Kürdistan’ın belli
bölgeleri özgür alan olarak ilan
edildiler. Bu özgür alana Irak
merkezi devletinin askerlerinin
girişi yasaklandı. Bu bölge,
uçakların uçmasına kapatıldı.
Kürdistan özgür alanı,
Türkiye’de konumlanan Çevik
Kuvvetin denetimine bırakıldı.
Çevik Kuvvet Kürdistan’ı koruma
altına aldı.
Irak’ta ve Güney Kürdistan’da
son günlerde daha da hayati
gelişmeler olmaktadır. Irak
Federal Meclisinde yerel
seçimlerle ve özellikle
Kerkük’le ilgili kabul edilen,
Kürtlerin kabul etmediği, Kürt
milletvekillerinin meclis
oturumunu terk etmelerine sebep
olan kanunun, Irak Federal
Devlet Başkanı Celal Talabani
tarafından veto edilmesinden
sonra, federalizm konusunda bir
tıkanıklığın olduğu,
federalizmin sistem olarak
raconu ve prensiplerine göre
değil, merkezi ve üniter devlet
prensiplerine göre işletilmekte
olduğu görüldü. Bu yanlış
işleyiş sonucu, Irak’ın en temel
sorunu olan Kerkük sorununda da
tam anlamıyla bir tıkanma,
Anayasa’nın 140. maddesinde
tespit edilen çerçevenin ve
çözüm metodunun
sulandırılmasının, hatta kabul
edilmemesinin gündeme geldiği
gibi bir durum ve pozisyon
ortaya çıkmış durumdadır.
Federalizmin işletilmesindeki
açmazların, Kerkük sorununda
tıkanma ve çözümsüzlüğün ortaya
çıkmasında, Arap tarafında
tarihsel karşı tutumunun,
düşmanlığının, sömürgeci ve
ırkçı refleksinin büyük payı
olmasına rağmen, Kürdistan
liderliğinin ve yönetiminin de
önemli sorumluluğunun olduğu,
Kürdistan liderliğinin söz
konusu olan iki hayati,
stratejik, Kürtlerin geleceği
olan iki konuda yanlış
yaptıklarını saptıyorum.
Bu iki konu,
birbirine bağlı ve birbirlerini
tayin eden iki konudur.
Federalizm konusundaki yanlışlar
ve tıkanıklıklar, aynı zamanda
Kerkük sorunundaki tıkanıklığı
besleyen, tayin eden bir
sorundur. Bu bağlamda da,
federalizm sorununu birincil ve
tayin edicidir.
Bu nedenle,
bu birbirini tamamlayan iki
konuyu açmanın yararlı ve çözüm
açısından yapılacakları
saptamada yardımcı olacağını
düşünüyorum. Öncelikle şunu
belirteyim ki, Kerkük,
Kürdistan’a bağlanmazsa ve
Kürdistan’ın egemenlik alanı
içinde olmazsa, Irak’ta da
gerçek anlamda bir federalizmden
bahsedilmeyecektir.
Bu
makalemde federalizm konusu ele
alacağım. Gelecek makalemde de
Kerkük sorunun ele alacağım.
* * *
Federasyonun
yapılandırılmasındaki sorunlar…
Birinci
Körfez Savaşı, Irak’ın
Kuveyt’teki işgaline son verdi.
Muhalefetin hazır olmaması, Arap
muhalefetinin ezici bir
ağırlıkla İran taraftarı
olmasından dolayı, bu savaş
iktidar değişikliğine yol açmadı;
iktidarın korunmasına, Baas
rejiminin bir tarzda devamına
evet dedi. Buna rağmen savaş
aynı zamanda, Baas ve Saddam
rejiminin itibarını sarsmakla
kalmadı, yerle bir etti,
iktidarı sınırlandırdı. Birinci
Körfez Savaşı’nda Baas ve Saddam
rejimini cezalandırmada ve
Kuveyt’ten çıkarılmasında da
Kürtler somut bir savaşkan güçtü
ve Araplar somut bir savaşkan
güç durumunda değillerdi. Bu
nedenle, bu savaş sonrasında,
olan Kürtlere oldu. Baas ve
Saddam sömürgeci yönetimi bütün
gücüyle Kürtlere saldırdı.
Kürtler Güney Kürdistan’ı terk
ettiler, Türkiye’nin ve İran’ın
sömürgeci nüfuzu altında olan
Kuzey ve Doğu Kürdistan’a
sığındılar. Bu olay dünya
çapında bir trajediye yol açtı.
ABD ve müttefiklerinin,
bölgedeki devletlerin, altında
kalkamayacakları bir temel sorun
oldu.
Bu sorun, o
güne kadar uluslararası güçler
tarafından uygulanmayan,
geleneksel olmayan bir çözümle
karşılandı. Kürdistan’ın belli
bölgeleri özgür alan olarak ilan
edildiler. Bu özgür alana Irak
merkezi devletinin askerlerinin
girişi yasaklandı. Bu bölge,
uçakların uçmasına kapatıldı.
Kürdistan özgür alanı,
Türkiye’de konumlanan Çevik
Kuvvetin denetimine bırakıldı.
Çevik Kuvvet Kürdistan’ı koruma
altına aldı.
Kürdistan’da bu özgür alan
tespit edilirken, çok hazırlıklı
olunmadığından, Kürdistan’ın
bütün toprakları ve şehirleri bu
özgür alan içine alınmadı.
Elbette bu özgür alan tespit
edilirken, yüksek sesle olmazsa
bile, gizliden yapılan bölge
devletleri ve ABD arası hesap
ilişkileri, Kerkük’ün bu özgür
alan dışında bırakılmasına yol
açtı. Baas ve Saddam rejiminin
dişlerini çekecek, ekonomik
takattan düşürecek şehir, petrol
şehri olan Kerkük olmasına
rağmen, Kerkük, Kürdistan özgür
alanı dışında bırakıldı. Bu da
ABD ve müttefikleri açısından
Baas ve Saddam rejimin
değiştirmesinin güncel, ana
hedef olmadığını gösteriyordu.
Kerkük yanında Süleymaniye şehri
de özgür alan dışında
bırakılmıştı. Kürdistan
Hareketinin o alanda güçlü ve
örgütlü olmasından, ayrıca
Süleymaniye şehrinin bölgesel
çelişkilere ve çatışmalara yol
açacak bir şehir olmamasında
dolayı, de facto bir tarzda
Kürdistan özgür alanı içinde yer
aldı ve Kürtlerin kontrolüne
geçti.
Irak’taki
bu iktidar ve değişim
belirsizliğine rağmen, Kürdistan
Özgür Bölgesi kendi kendini
yöneten, merkezi hükümetle
hiçbir ilişkisi kalmayan bir
sistem yapılanmasına doğru
evrimleşmeye başladı.
Kürdistan’ın örgütlü güçleri KDP
ve YNK daha önceleri otonomiyi
savunmalarına rağmen, Irak’ın
federal bir sistem olarak
yapılanmasını kendi
kongrelerinde karar altına
aldılar. Bu karardan sonra,
Kürdistan’da, Kürdistan
Meclisi’nin kurulmasına ve
Kürdistan Meclisi’nin hükümetini
seçmesine, Başbakanı’nı tayin
etmesine, halkoyuyla federe
bölge başkanının seçmesine karar
verdi. Bunun için genel seçim
kararı alındı. Genel seçimlerden
sonra Meclis, Hükümet
faaliyetlerine başladı ve
hükümet başkanı seçildi. Federe
Bölge Başkanlığı için tek
dereceli seçim yapıldı. Bu
seçimde aday olan Mesut Barzani
ve Celal Talabani eşit oy
aldıklarından ve ikinci seçim de
olmadığından iki lider,
Kürdistan’ın seçilmiş liderleri
konumunu kazandılar.
Kürdistan’daki bu yapılanma,
demokratik bir çerçevede gelişti.
Bu yapılanma, de facto bir
devlet karakterini kazandığı
gibi, Kürdistan’da bileşik ve
merkezileşmiş bir iktidara yol
açtı. Irak merkezi rejimi ve
iktidarı dünyaya kapalı iken,
Irak’ın dünyaya açık kapısı
Kürdistan oldu. Uluslararası
güçler ilişkilerini Kürdistan
üzerinden sürdürdüler.
* * *
Kürdistan
federe bölgesinin yapılanması
açısından, Kürdistan
liderliğinin birinci yanlışı,
iktidar ve egemenlik bölünmesine
yol açmalarıdır. Bu iktidar ve
egemenlik bölünmesi, Irak KDP ve
YNK arasında, Kürdistan
parlamentosunda yapılan askeri
darbeden sonra başlayan savaşla
ortaya çıktı. Kürdistan’da idari
ve iktidar parçalanması, KDP ve
YNK arasında iç barışı bozan,
federe bölgenin yapılanmasının
gelişmesini engelleyen, federe
bölge yapılanmasının
kurumlarının gelişmesine darbe
vuran kanlı çatışmalara yol açtı.
Sevindirici
olan şey, İkinci Körfez savaşı
başladığı, ABD ve
müttefiklerinin 2003 yılında
Saddam ve Baas rejimini yıkmaya
karar verdiği zaman, Kürtler
arasında barış sağlanmıştı,
Kürdistanlı güçler arasında,
özellikle de Hewlêr ve
Süleymaniye yönetimleri arasında
güçlü bir diyalog ve işbirliği
gelişmeye başlamıştı.
2003
yılında ABD ve müttefiklerinin
müdahalesiyle Saddam ve Baas
rejimine son verildiği zaman,
Kürdistan’daki yapılanma hem bir
avantajdı ve hem de bir
dezavantajdı.
Kürdistan’daki yapılanmanın
avantaj olması, ABD ve
müttefikleri Kürdistan’daki
güçlere dayanarak rejimin
yıkılmasını sağladı.
Kürdistan’ın güvenlikli bir
bölge olması, bölgedeki ABD
müttefiklerinin Irak’ta Saddam
ve Baas rejiminin yıkılmasına
karşı olmalarından, destek
vermemelerinden dolayı Kürdistan
ABD ve müttefikleri için büyük
bir dayanak oldu. Kürdistan’daki
yapılanma aynı zamanda Irak’taki
devlet sisteminin ve rejiminin
de demokratik nüvelerini,
alanını oluşturuyordu. Bu da,
Kürdistan’ın ABD ve
Müttefiklerinin yakın ve
stratejik dost olmasına temel
oldu. Bu durumun dezavantajı,
yeni sistemin federal
yapılanmasında, Kürdistan’daki
parçalı iktidar yapısı, federal
yapılanma karşıtlarının eline
koz verdiği gibi, ABD’nin eyalet
sistemine de güçlü destek
sunuyordu.
Bilindiği
gibi, ABD ve müttefiklerinin
müdahalesi sonrasında, Irak
devlet mekanizmasının
parçalanması, sivil ve askeri
bürokrasiye son verilmesinden
sonra, onun yerine ikame
edilecek devlet yapısı büyük
önem taşıyordu. Bu noktada üç
görüş, ya da üç devlet
yapılanması önermesi söz konusu
idi.
Birinci
önerme, ırkçı, şoven
Arapların, sömürgeci bölge
devletlerinin önermesiydi. Bu
önermeye göre, Irak devletinde
iktidardaki güçlerin el
değiştirmesi yeterlidir. İktidar
Suni Araplardan alındığına göre
esas olarak Şii Araplara
verilmeli, Suni Araplar ve
Kürtler de bu iktidara, ulusal
kimlikleri ve kolektifleriyle
değil, bireysel hak ve
özgürlükler çerçevesinde ortak
olmalı. Bu önerme, merkezi,
üniter, Arap ulus devletini
öneriyordu. Bu önerme, eski
devletin biraz revize ve görece
değişikliğini öngörüyordu.
İkinci
önerme, ABD’nin önerdiği
eyalet sistemiydi. Bu önermeye
göre, Irak’ın bütün şehirleri
kendi başına bir eyalet
olacaklar ve bu eyaletler
merkeze bağlı olacaklar. Her
eyaletinde yerel meclisleri,
yerel iktidarları, yerel
liderleri olacak.
Bu iki
önerme de, Kürt ulus bütünlüğünü
ortadan kaldıran, Arap ulus
bütünlüğünü perçinlemekle
kalmayan, ona aynı zamanda Kürt
ulusunu ve diğer etnik grupları
katan, asimilasyoncu ve
entegralist sistemlerdi.
Kürdistan coğrafyasını yok eden,
Kürt ulus iradesinin kendi
ülkesinde iktidar ve egemen
olmasını engelleyen iki
önermeydi.
Bunlara
karşılık Kürtlerin önermesi, tam
teşekküllü, somut koşulların
tayin ettiği ve Kürdistan’daki
de facto yapılanmayı temel alan
bir federal sistem
yapılanmasıydı.
Kürtlerin
önermesine göre, Arap bölgesi
bir, Kürdistan bölgesi bir
federe bölge olacak. Irak iki
federe bölgeden ve ulustan
oluşacak. Bu iki federe bölge
eşit haklara, eşit temsile sahip
olacak. Devlet, uluslar-üst,
ideolojiler-üstü, dinler ve
mezhepler-üstü, sınıflar-üstü
olacak. Devlet, Arapların,
Kürtlerin, diğer etnik grupların
devleti olacak. Her federe bölge
kendi meclisi, hükümeti, federe
devlet başkanı, güvenlik güçleri
olacak. Federal Meclis geneli
ilgilendiren konularda kanunlar
çıkaracak. Federe Meclis Federe
Bölgenin hayatını ilgilendiren
bütün konularda kanunlar
çıkarabilecek. Federal Meclis
yetkileriyle federe meclis
yetkileri çatışma içinde
olmayacak.
Kürtlerin
önermesinde üç zaaf söz
konusuydu. Bu zaaflardan biri,
Kürdistan’daki iktidarın ve
hükümetin parçalı yapısı, Hewlêr
ve Süleymaniye’de ayrı-ayrı
hükümetlerin bulunmasıydı. Bu
ABD ve Arapların eline, üniter
ve eyalet sistemi konusunda
avantajlar veriyordu. Bu
nedenden dolayı, Kürdistan’da
siyaset sınıfı ve halk, KDP ve
YNK üzerinde baskı oluştu. Bu
parçalı iktidar ve egemenlik
durumunun ortadan kaldırılması
için bir süreç başlatıldı. Ama
federal sisteme karar verildiği
zaman Kürdistan’daki parçalı
egemenlik, iktidar ve hükümet
durumu devam ediyordu. Ama bu
durumun son bulacağıyla ilgili
güçlü bir kanat oluşmuştu. Ondan
sonra da, bütünlüklü egemenlik
sisteminin oluşması için önemli
adımlar atıldı. Ama daha
güvenlik güçleri alanında
bütünlük sağlanmış değil, sadece
bir irade belirlenmesi anlamında
tarafların aldığı ortak bir
karar var. İkinci zaaf,
Kürdistan’daki egemen iktidar
güçleri federalizm konusunda
kapsamlı bir tasarıma sahip
olmadıkları gibi, bu konuda
ciddi ve kapsamlı araştırmalar,
bu araştırmalara dayalı projeler
de oluşturmuş değildi. Üçüncü
zaaf, Celal Talabani’nin ABD
sorumlusuyla eyalet çerçevesinde
yaptığı anlaşmaydı. Üçüncü zaaf,
Irak’ta federal sistemin
oluşmasında en büyük engel
durumundaydı. Kürtlerin ortak
kararlılığı, çok uluslu
devletlerde federal sistemin
varlığının kaçınılmazlığı,
aklı-selim bu engeli aştı.
Uzun ve
çetin tartışmalardan sonra,
bölge devletlerinin, Arapların
ırkçı ve şoven çevrelerinin
engelleri aşılarak, Irak’ta
federal sistemin oluşmasına
karar verildi. Bu sistem,
anayasal bir sistem olarak
Anayasa’da da çerçevelendirildi,
referandumla halkların oyuyla
karar altına alındı. Ama
federalizm konusundaki tasarım
ve güçlü proje yokluğu,
federalizmin Anayasa’da
çerçevelenmesi esnasında da
ciddi eksiklikler ve zaaflar
taşıdı.
Federalizmin benimsenmesi
aşamasında Kürt liderliğinin
yaptığı ikinci yanlış gündeme
geldi. Bu da, Kürdistan
coğrafyasının, sınırının
belirgin hale getirilmemesi,
Kürdistan şehirlerinin bir
kısmının Kürdistan sınırları
dışında tutulmasıdır. Günümüzde
Kerkük ve Kürdistan’ın diğer
kentlerinin tartışmalı ve
tıkanan sorunu, buradan
kaynaklandı. Bu boyutu gelecek
yazımda genişçe açıklayacağım.
Kürt
liderlerinin üçüncü yanlışı,
Irak’ın federal bir devlet
olması için Arap federe
Bölgesi’nin oluşması gerekirdi.
Bu konuda anayasada hüküm
olmasına rağmen, zorlayıcı
olunmadı. Arap Federe Bölgesi
olmadığından, iki devletli bir
konfederal konum somutça ortada
olmasına rağmen, Arap ulusal
gücü merkezi güç yerine geçti ve
Arapların temsilcisi
milletvekilleri, merkezi ve
üniter devlet yapısına göre
hareket etmeye başladılar. Bu
refleksle kanunlar oluşturdular,
Kürt tarafı da buna ses
çıkarmadı.
Federalizmde Kürt tarafının en
önemli dördüncü temel yanlışı,
Irak Federal Devleti’ni federal
bir sistem gibi işletmemesidir.
Anayasa’da Kürtçe resmi dil
olarak kabul edilmesine rağmen,
Arapça gibi resmi dil haline
getirilmedi. Ortak kamusal
alanda tek dil, Arapça
kullanıldı, Kürtçe kullanılmadı.
Federalizmi en somut ve
belirleyici kurumları ve
sembolleri olan Federal Meclis
ve Hükümette Kürtçe
kullanılmadı. Diğer kamusal
kurumlarda Kürtçe, yazılı resmi
dil haline getirilmedi. Kürt
Bayrağı kamusal alanlarda ve
Meclis’te asılmadı. Anayasa’da
kabul edilmesine rağmen, Irak
federal elçiliklerinde Kürt
diplomatik temsilciklerinin
oluşumu sağlanmadı. Meclis’te
kararlar, ulusların temsil
güçlerine ve karakterlerine göre
değil, meclisteki tek-tek
milletvekillerinin oylarına göre
oluşturuldu.
Bu
geleneksel ve federal sistemle
çatışma içinde olan işleyiş
tarzı, neticede yerel seçimlerle
ilgili kanunun oluşmasında en
göze batırıcı konumu ortaya
çıkardı.
Federalizm
için, çoğulcu, katılımcı,
kurumsallaşmış, federal bir
demokrasiye ihtiyaç var. Ne
yazık ki, Irak federal
devletinde bu demokrasinin
geliştirilmesi içinde özel ve
planlı bir çaba
gösterilmemektedir.
* * *
Sonuç
olarak diyebilirim ki, Irak’ta
federal sistemin yeniden
yapılandırılması, bugüne dek
yapılan yanlışların ve ortaya
çıkan zaafların giderilmesi
gerekir. En önemlisi de, Kürt
tarafında federal ve konfederal
devlet yapısı, diğer sistemler
hakkında yeni bir bilincin ve
birikimin oluşması için çaba
gösterilmeli. Bu konuda
projelerin hazır hale gelmesi
gerekir. Ayrıca, Federal
sistemin, yapısına uygun bir
işlerliğe kavuşması için de çaba
gösterilmeli.
İbrahim
GÜÇLÜ
(ibrahimguclu21@gmail.com)