Kürt’ler belediye seçimlerinde
etnik siyaseti esas almalı
Posted by Mewla Benavî on December 4, 2008, 5:11 pm
Eğer AKP’nin korkusundan olmazsa, apocular, Kürdistan
belediyelerini de Türk’lere teslim edecekler. Kardeşlik bahanesi ile,
Türk devleti ajanlarını Kürt’lerin başına efendi yapıyorlar ve bu
yeni değil. Kürdistan’da belediye seçimlerinde sadece ve sadece Kürt
ve Kürtçe bilenler, Kürt’lerin sayı olarak çok oldukları Batı
mahallerinde de Kürt olma şartı esas alınmalı. Uygun olan diğer
yerlerde de etnik siyaset uygulanmalı.
Apocuların milletvekili seçimlerinde yaptığı maskaralık devam ediyor
ve aynı maskaralığı belediye seçimlerinde de yapacakları ile ilgili
işaretler var. Maskaralık: Aday kişilerin yaşadıkları, bildikleri,
tanıdıklar veya halk tarafından tanındığı yerden değil, “merkezin”
emri ile başka bir yerde aday göstermektir.
Türk devleti, DTP ve sülalesinin siyasallaşmasına müsade etmedi,
etmiyor. Siyasallaşmak: Gelenek sahibi olmak, kalıcı olmak, halk
içerisinde parti üyeleri dışında güce sahip olmaktır. Konjuktürel
gelişmelerden bağımsız güç sahibi olmaktır. Kürt’ler açısından bu,
Kürtlüğün, Kürdseverliğin; ekonomik, siyasi, kültürel, sosyal ve
askeri alanda ölçü olmasıdır. Türk devleti ve sözcüsü Abdullah
Öcalan buna müsade etmiyor.
Nasıl ki Türk devletinin resmi politikası—1996 yılında askeri
kanadın MGK’ye sonuduğu bir raporda, Kürt’lerin nüfus artışının Türk
devleti için startejik tehlike olduğu tesbit edilmişti. Kürt’lerde
nüfus artışının önlenmesi gerektiği ve önlemek için tekliflerde
bulunmuştu— olan; Kürt’leri nüfus planlamasına tabii tutmayı ‘jina
azad’ ve kadın hakları ile yaptılarsa, milletvekili ve belediye
seçimlerini de kardeşlik, çatı partisi ve benzeri uyduruk bahaneler
ile Kürt olmayanalara, ‘mahalli’ olmayanlara teslim etmeye
çalışıyorlar.
DTP’nin milletvekilleri adaylarının nasıl tesbit edildiğini bilen
var mı? Var ama konuşmuyorlar. Emine Ayna, Aysel Tuğluk, Fatma
Kurtulan, Sabahat Tuncel, Demirtaş’lar ve diğerlerini hiçten getirip
milletvekili adayı yapan hangi güçtür? Emine Ayna Balıkesir’de
hemşirelikten parti başkanı yardımcılığına becerisi ve çalışması ile
mi geldi? Hiç sanmıyorum.
Türk devletinin şu veya bu şekilde DTP adaylarının bellirlenmesinde
bellirleyici olduğunu düşünmek için yeterli neden var.
Mesela DTP başkanlığına seçilen Nurettin Demirtaş’ın başkanlığını
uygun görmeyen Türk devleti, bir yolunu bulup başkanlıktan azletti.
Sanki Nurettin Demirtaş’ın sahte rapor aldığını bilmiyorlarmıydı, ya
da sahte rapor alan sadece Nurettin Demirtaş mıdır? Hiçbiri değil.
Devlete hakim güç, Nurettin Demirtaş’ın DTP başkanı olmasını uygun
görmedi.
Bu olay; Nurettin Demirtaş’ın illahi devlet ile ilişkisinin olmadığı
anlamına gelmiyor. Nurettin Demirtaş ve kardeşinin JITEM ile
ilşikili olduğunu Abdulkadir Aygan açıkladı—Aygan’ın açıklamasının
zamanlaması da ilginçti—ve Demirtaş’ların verdiği cevap ikna edici
değildi. Selahattin Demirtaş Zaman gazetesine verdiği mülakatta ne
olduğunu gayet açık söylüyor.
Kürt milliyetçiliğine karşı olduğunu söylüyor. Bu aşamada Kürt
milliyetçiliğine karşı olan, her Kürt’ten kuşku duymak lazım. Eğer
kişi önemli bir mevki veya pozisyonda ise bu daha fazla böyledir.
Selahattin Demirtaş solcu olduğunu söylüyor, solculuk nedir bilse
bari.
Merkezden belediye başkanlarını atamak kemalizmden de daha geri ve
gerici bir iştir. Merkezden belediye başkanı tesbit emek ile bir
Türk karakoluna atanan çavuş, kaymakam, vali atama arasında bir fark
yok.
Bu devlet memurluğudur, halka karşı hiçbir sorumluluğu yok. Apocular
da öyle olduğu için yapıyorlar. Bu işi gerilla saflarında da
yaptılar, yapıyorlar ve sorumlu seçtikleri her alanda uyguluyorlar.
Kürdistan’da katliamlara neden olanlar, JITEM, Ergenekon ve diğer
Türk devleti örgütleri ile birlikte çalışıp Kürdistan’ı boşaltanlar
kimlerdi? Fiili olarak bu işe katılan apocu sorumlular kimlerdi?
Hiçbiri belli değil ve kimse adlarını bile bilmiyor.
Bir örnek ile yazayım. Fatma Kurtulan Kocasının PKK saflarında
sorumlu olduğu yazıldı. Fatma Kurtulan Türk medyasına çıkıp
defalarca bu işin nasıl olduğunu açıkladı. Kocası ile ilişkisinin
kalmadığını, evliliklerinin çok kısa sürdüğünü, akrabaları PKK
saflarında olan AKP’li milletvekili, bakanların olduğunu söyledi.
Yani sorumluluk duyduğu Türk devletine karşı sorumluluğunu yerine
getirdi.
Ama Kürt tarafını ilgilendiren iddialar da var. Kocası Salman
Kurtulan’ın Türk subayı olduğu ve Türk devleti ajanı olarak PKK
saflarında olduğu Ergenekon belgelerinde iddia olarak yazıldı. Ne
Fatma Kurtulan ne de kocası bu konuda tek kelime söylemediler. Çünkü
ne Fatma Kurtulan ne de kocasının Kürt’lere karşı hiçbir
sorumlulukları yok. Onları bulundukları yere getiren Kürt’ler değil.
Tamamen yukardan gelen emir ile bulundukları yerde bulunuyorlar.
Bu PKK ve yandaş örgütlerinin tümü için geçerlidir. İşte ‘halka’
böyle yapıyorlar. Bir zamanlar kemalistler de aynı şeyi yapmışlardı
ve onlarca yıl sadece kemalist parti oy alabiliyordu.
Merkezden aday atamak, DTP’nin savunur gibi yaptığı, mahalli
idarelerin güçlendirilmesi fikrine de terstir. Terstir ama Türk
devleti apocular aracılığı ile Kürdistan’da uyguluyor. Zaten
Türk’lerin Kürdistan’da uyguladıkları herşey ilkel, gerici ve
dünyanın başka yerinde uygulanması mümkün değil.
Acaba AKP, CHP, MHP ve hatta Muhsin Yazıcıoğlu’nun partisi,
Kütahya’nın bir kazasına belediye başkanını başka yerden
gönderebilir mi? Göndermeye çalışırsa ne olur düşünebiliyormusunuz?
Ama apocular yapıyor. Cizre'ye kimsenin görmediği, tanımadığı,
bilmediği birini İstanbuldan gönderdiler ve belediye başkanı seçildi.
Fatma Kurtulan belki hayatında Van’ı görmemişti, Emine Ayna Mardini
görmemişti, Sevahir Bayındır Şırnak’ı görmemişti. Ama seçildiler.
Kimse de wîran olası wîran şehirlerde insan mı yoktu bunları
gönderdiniz demedi. Bunu düşündüler mi? O da belli değil.
Belediye seçimlerinde tekrar Kürt’lüğün en güçlü olduğu yerlerde
bunu yapmaya çalışacaklar. Şırnak, Hakkari, Diyarbekir, Van belki
Mardin—Mardin’de AKP güçlü olduğu için ve başka nedenlerden dolayı
da belki yapamazlar—ve kazalarında aynı şeyi fazlasıyal
sürüdürecekler. Şırnak’ın Uludere kazasına bir ‘jina azad’ kişiyi
gönderirlerse şaşmayın.
Türk devletinin politikasına karşı Kürt politikası
1- Kürdistan’ın belediyelerine gösterilen adayların Kürt olması,
Kürtçe biliyor olaması, aday olan kişinin aday olduğu yerde mukim
olması.
2- Kürt’lerin yoğun olarak yaşadığı, Kürdistan dışındaki yerlerde
Kürt olma şartı aranmalı.
3- Kürdistan dışında, uygun olan yerlerde, etnik aidiyeti belli olan
adaylar tesbit edilmeli, desteklenmeli.
Üçüncü kategorinin açılımı:
Laz, Gürcü, Pontos, Pomak, Rum, Arap, Çingene olup, etnik
aidiyetlerine sahip çıkan kişilerin aday gösterilmesi ve
desteklenmesi gereklidir.
Mesela İstanbul’un bir mahalesinde Yahudi birini aday göstermek,
desteklemek oldukça muteber ve Kürt’ler açısından başarılı bir
politika olacaktır.
Etnik adaylar tesbit edilirken, desteklenirken hiçbir ideolojik,
fikri gerekçe aranmamalı. Sade ve sadece kendi etnik kimliğine sahip
çıkması yeterli ölçüt olmalıdır.
Böyle bir politika, Kürt’ler için geleceğe yatırım olacak ve Türk
devletinin baskısı altında ezilen, horlanan, seslerini çıkaramayan
milletlerin uyanmasına neden olacaktır.
Eğer halkların, milletlerin kardeşliği sağlanacaksa ancak böyle
sağlanabilir. Ezilen milletler el ele vererek Türk’lerin esaretinden
kurtulabilir.
Kasım — Aralık 2008
|
Me di vê belavokê de
çareserîya pirsa kurd û Kurdîstanê danîye ber çavan. Em bang û gazî li
kes, sazî, rêxistin, rewşenbîr, tezgeh û tendensên sîyasî, demokrat û
humanîst dikin ko piştgirîya banga me bikin.
Berdewam>>>
|